18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Anıtkabir Yeri İçin Sözlü Vasiyet Tartışması

Anıtkabir yapılacak yere siyasi yetkililer karar verecekti. Ancak Atatürk’ün bir yazılı vasiyetnamesi vardı. Atatürk, vasiyetnamesini hastalığının ağırlaştığı bir dönemde, 5 Eylül 1938 günü kendi el yazısıyla yazdı.

6 Eylül 1938 günü, İstanbul Altıncı Noteri İsmail Kunter, Dolmabahçe Sarayı’na çağrıldı. Vasiyetnamenin notere verilişi gizli oldu. Doktor Neşet Ömer İrdelp, saraydakilere Noteri, Atatürk’ü muayene için getirdiği eski bir doktor arkadaşı olarak tanıttı. Atatürk, vasiyetini kapalı ve mühürlü bir zarf içinde Noter’e teslim etti. Atatürk’ün Noter’e mühürlü ve kapalı zarf içinde verdiği vasiyetnamesi, Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Hâkimliği’nde, 28 Kasım 1938 Pazartesi günü saat 15.00’de açıldı.

Mahkemede, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Boysan (Atadan), Adalet Bakanı Hilmi Uran ile İçişleri Bakanı Dr. Refik Saydam, Dışişleri Bakanı Şükrü Saraçoğlu, Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı, bazı milletvekilleri, yargıç ve avukatlarda hazır bulundu. Ankara Üçüncü Sulh Hukuk Hâkimi Osman Selçuk, Atatürk’ün vefatıyla ilgili üzüntüsünü belirttikten sonra Makbule Boysan’a kimlik bilgilerini sordu. Ardından Hâkim, üstü çeşitli mühürler ve Atatürk’ün imzasını taşıyan zarf durumunu tutanağa geçirerek açtı. Zarfın içinden vasiyetname ile ilgili tutanağın olduğu ikinci bir zarfla bir kâğıt çıktı. Tutanağın altında Atatürk’ün, Altıncı Noter İsmail Kunter’in, Hasan Rıza Soyak’ın ve Dr. Neşet Ömer İrdelp’in imzaları vardı.

Atatürk’ün Vasiyetnamesi

Tutanağın mahkeme dosyasına geçirilmesinden sonra açılan ikinci zarftan Atatürk’ün vasiyetnamesi çıktı. Atatürk’ün vasiyetnamesi, el yazısıyla bir yaprağın bir yüzüne yazılmıştı. Hâkim Atatürk’ün vasiyetnamesini açıkça okuttu ve tutanağa geçirtti. Atatürk’ün tek kanuni mirasçısı Makbule Hanım olduğundan kendisine, mahsup mirasçıların haklarına bir ay içinde itiraz edebileceği mahkemece tebliğ edildikten sonra oturum 16 Ocak 1939 gününe bırakıldı. 16 Ocak 1939’da Makbule Hanım, Ankara Üçüncü Sulh Mahkemesi’ne, bir dilekçe ile başvurarak tebligatı kabul ettiğini, vasiyetnameye hiçbir itirazı olmadığını bildirdi.

Atatürk, sahip olduğu menkul ve gayrimenkulları tanzim eden altı maddelik kısa bir mali vasiyet bırakmıştı. Sahip olduğu bütün malları, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakıyordu. Sahip olduğu nakit ve hisse senetlerini İş Bankası nemalandıracaktı. Elde edilen gelirden kız kardeşine ve beş manevi kızına aylık giderlerini karşılamaya yetecek bir miktar nakit ödenecekti. Kız kardeşi Makbule, yaşamının sonuna dek Çankaya’daki eve sahip olacaktı. Pilot olan manevi kızı Sabiha Gökçen’e bir ev satın alınacaktı. İnönü’nün çocuklarına ise yüksek öğretimleri için ihtiyaçları kadar para bırakmıştı. İş Bankasından elde edilen gelir, eşit miktarda Tarih ve Dil Kurumlarına verilecekti.

Atatürk’ün vasiyetnamesi açılmıştı. Mali konuların açıklandığı vasiyetnamede, kabir yeri ile ilgili bir hüküm bulunmuyordu. Ancak bunu Kurun Gazetesi, daha Atatürk’ün öldüğü gün açıklamıştı: Kendisinin bir vasiyeti olduğu tahmin ediliyorsa da gömüleceği yer hakkında bir arzusu olduğu tahmin edilmiyor diye yazmaktaydı.

Anıtkabir Yerinin Belirlenmesi Hakkında

Siyasi yetkililerin, Anıtkabir yerinin belirlenmesi için vasiyetnamenin açılmasını bekledikleri yönünde bir bilgiye rastlanılmamıştır. Ancak Anıtkabir yerinin tespit edilmesi ile ilgili ilk açıklama, Atatürk’ün vasiyetnamesinin mahkemede açılmasının ertesi günü yapıldı. Başbakan Bayar, 29 Kasım 1938 günü toplanan Cumhuriyet Halk Partisi Meclis grubunda konu ile ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamasında, Atatürk için yaptırılacak Anıtkabir’in yerinin tayini için uzmanlardan oluşturulan komisyonun düzenleyeceği raporun grup onayına sunulduktan sonra uygulamasına geçileceğini bildirdi.

Kabir Yeri Konusunda Sözlü Vasiyetler

Atatürk’ün yazılı vasiyetnamesi mahkeme tarafından açıldığında kabir konusunda Atatürk’ün yazılı bir vasiyeti olmadığı kesinleşti. Ancak kabir yeri konusunda sözlü vasiyetler ve hatıralar vardı. Afet İnan’ın aktardığı hatıraya göre, Atatürk’ün kabir yerinin konuşulduğu bir akşam Recep Peker, Atatürk’ün kabir yeri olarak Ulus Meydanı’ndan İstasyon’a inen yol üzerinde bulunan kavşağı öne sürdü. Atatürk, Peker’in bu önerisine ‘İyi ve kalabalık bir yer. Fakat ben, böyle bir yeri milletime vasiyet edemem‛ demişti.

Münir Hayri Egeli’nin aktardığına göre ise, Atatürk kendi kabir yeri olarak Orman Çiftliğinde bir tepeyi seçmişti. Egeli, Atatürk’ün o tepenin üstünde dört tarafı kapalı, üstü açık, kapısında Gençliğe Hitabesinin yazılı bulunduğu küçük bir kabir istemişti. Egeli, Atatürk’ün konuşmasını ‚ Bütün bunlar benim fikrim. Türk Milleti elbet bana münasip göreceği şekilde bir kabir yapar‛ diyerek tamamladığını ifade etmektedir.

Ancak bu zayıf rivayetler dışında, hatıralar içinde en çok tartışılanı, Çankaya vasiyeti ile ilgili olanıdır. Yine Afet İnan’ın aktardığına göre, 1932 yılının yaz aylarında Orman Çiftliğinde bulunan Marmara Köşkünde sofrada mumyalama geleneğinin tarihinin konuşulduğu bir sırada Atatürk, ‘Beni öldükten sonra Çankaya’ya gömer hatıramı yaşatırsınız‛ demişti. Bir çok katılımcının içinde bu sözleri söyleyen Atatürk, Afet İnan’a göre gece, otomobille Çankaya’ya dönerken fikir değiştirdi. Atatürk İnan’a, ‘Beni milletim nereye isterse oraya gömsün, fakat benim hatıralarımın yaşayacağı yer Çankaya olacaktır‛ demişti. İnan’a göre, Atatürk Çankaya’yı kendisinin mezarı olarak istemekten vazgeçmişti. İnan, Atatürk’ün kabir yeri dileğini, vasiyet şeklinde bildirmediğini; o geceden sonra Çankaya’ya gömülme meselesini açmadığını ifade etmektedir.

Afet İnan, Çankaya vasiyeti ile ilgili açıklaması, ilk kez 26 Haziran 1950 tarihinde Ulus Gazetesinde yayınlandı. Afet İnan, iktidar değişikliği ile Anıtkabir yeri ile ilgili konunun yeniden gündeme gelmesi nedeniyle düşüncelerini açıklamak istediğini yazdı. Ancak kimilerine göre, bu sözü bir vasiyet kabul etmek gerekirdi.

Falih Rıfkı Atay, Atatürk’ün kabir yeri olarak Çankaya’yı vasiyet ettiğini duyduğunu, bu nedenle Anıtkabir’in Çankaya’da yapılmasını istediğini belirtmektedir. Atatürk’ün bu sözünü vasiyet senedi sayan Atay, Afet İnan’ın Çankaya ile ilgili aktardığı hatıraya ‚yeni rivayetler‛ demektedir. Falih Rıfkı Atay da Afet İnan gibi konuyla ilgili düşüncelerini, Demokrat Parti iktidara geldikten sonra yayınladı.

Bir sohbet sırasında aktarılan düşünceler, farklı yorumlanmaktaydı. Belirtilmesi gereken önemli bir nokta, bu tartışmanın Anıtkabir yerinin belirlenmesinden yıllar sonra yapılmış olmasıdır. Ancak Anıtkabir yerinin tespit edilme aşamasında, sözlü vasiyet nedeniyle Çankaya’nın tercih sıralamasında en önde geldiğini de belirtmek gerekmektedir. Anıtkabir yerinin belirlenme sürecinde ve sonrasında Çankaya tercihi tartışılacaktır. Sonuç olarak, Atatürk, kabir yeri olarak yazılı bir vasiyet bırakmamıştı.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....