18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Atatürkçü Düşünce Sisteminin Oluşmasını Etkileyen Hususlar

Emperyalist tutumları sonunda zenginleşen Avrupa devletleri ekonomik, bilimsel ve siyasal üstünlüğü arttırıp, sömürgecilik hareketini geliştirerek güçsüz ülkeleri nüfuzları altına almışlardır.

Fransız İhtilalinin saçtığı fikirler de etkili olarak demokrasi, ulusal egemenlik, milliyetçilik ve laiklik düşüncelerini eyleme sokmuştur. Bununla birlikte batıda hızla gelişen sanayi, bir işçi sınıfının ortaya çıkmasına ve yeni sorunlara çözümler aranmasına neden olmuştur.

Ayrıca Osmanlı Devletinin 1 inci Dünya Savaşına girmesi ihtimalinin kuvvetli emareleri karşısında, Atatürk, İmparatorluğun savaşa girmemesini defalarca ilgililere bildirmiş olmasına rağmen İmparatorluk sonu hüsran olan bir savaşa girmiştir.

Atatürk ulusal egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurma gerektiğini akıl, bilim, derin tarih bilgisi ve kültürü ile ortaya koymuştur. Yani Atatürkçü Düşünce Sistemi olayların Atatürk tarafından akıl yoluyla değerlendirilmesi ve tarih bilinci içinde yorumlanmasıyla oluşmuştur.

Atatürkçü Düşünce Sisteminde ilmin ve aklın rehberliğinde devamlı çağdaşlaşmak esastır. “Çağdaşlaşmak, Türk Milletini geri bırakmış olan müesseseleri, boş inançları yıkarak yerlerine milleti ilerletecek, çağa uygun müesseseleri derhal uygulamaya koymak suretiyle gerçekleştirilecektir” diyen Atatürk dinamik ideallere bağlılığı, devamlı yenileşmeyi ve uygulamayı yani çok çalışmayı esas almaktadır.

Çalışmadan herhangi bir hedefe ulaşmak mümkün değildir. Bunları yaparken, temel olarak, gerçekçilikten ayrılmamak, hayaller peşinde koşmamak gerekmektedir. Atatürkçülüğün kapsadığı fikirler ve ilkeler hayallere değil, gerçeklere ve kesin değerlendirmelere dayanır. Atatürk’ün buyurduğu gibi; “Milli sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanıp varlığımızı koruyarak, millet ve memleketin gerçek mutluluğu ve kalkınmasına çalışmak, rastgele bitmeyen emeller peşinde milleti uğraştırmamak, zarara uğratmamak; medeni dünyadan, medeni ve insanca muameleyi, karşılıklı dostluğu beklemek hakkımızdır…”. Hayal peşinde koşanların, halkı sadece kendi şan ve şöhretleri uğruna boş yere kırdırdığının ve sonlarının hüsranla bittiğinin tarihi örnekleri çoktur.

Hedef Çağdaş Uygarlık ve Milletin Refahı

Atatürkçü Düşünce sisteminde, Yüce Atatürk başarılı bir yönetim için programların mevcut olmasını ve kararlaştırılan programların uygulanmasını öngörmektedir. Hedef, çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkıp, en zengin, huzur, mutluluk dolu bir millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Programların ilkeleri millet sevgisi ve halkın ihtiyaçları olmalıdır. Atatürk, fikirle hareketi birlikte yürütürken, ekonomik, sosyal ve siyasal başarılarını şöyle özetlemiştir: Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipden değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk Milleti ve bir de milletler tarihinin binbir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir. Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere, Atatürkçülük’te başarı için fikir inkılâbına bağlı kalmak ve fikir ile hareketi uygun bir şekilde bağdaştırarak yürütmek esastır.

Akılcı, Gerçekçi ve İlmi Rehber Edinmek Şarttır

Atatürkçü Düşünce sistemindeki Türk Milletinin dinamik idealini gerçekleştirmede akılcı, gerçekçi ve ilmin rehberliğinde bir plan ile uygulamaya geçmek ve çok çalışmak başta gelen unsurlardandır. Bunlara ilave olarak bütün faaliyetler eşgüdüm içinde ve birbirini destekleyecek şekilde gerçekleştirilmelidir. Atatürkçü Düşünce Sisteminde içişleri, dışişleri ve devletin tüm kurumları aynı hedef doğrultusunda işbirliği içinde çalışmak zorundadır. İç politik unsurlar güçlü ve uyum içinde olduğu takdirde, dış politika da o derecede güçlü ve kuvvetli olur. Güçlü hükümetler kurularak milletin korunması, ülkenin devamı ve milletin gönencini sağlamak olan hedefler asla unutulmamalıdır.

Devlet Yöneticileri Şeffaf Olmalıdır

Devletin, gerçek ihtiyaçlardan kaynaklanan milletin müşterek, genel fikir ve eğilimlerine uyması da önemli bir unsurdur. Yöneticiler gerçekçi bir şekilde, onlara yalan söylemeden, halkla iç içe olmak zorundadırlar. Aksi halde halkla hükümet arasında kopukluk ve güvensizlik meydana gelir.

Halk Üzerine Düşeni Yapmak Zorundadır

Bütün bunlara ilave olarak halkın da kendi görevlerini yapması ve haklarını koruması zorunludur. Örneğin, halk seçim zamanında sandık başına gitmeli ve oyunu serbestçe kullanmalıdır. Oy kullanmayan bir vatandaşın genel gidişat hakkında hiçbir şey söylemeye ve şikayet etmeye hakkı yoktur. Eğer halk ödevini yerine getirmez ve bazı şeyleri kendi haline bırakırsa, ortaya çıkacak boşluğu hiç de hoşuna gitmeyecek olan başka fikirler, güçler ve kuvvetler doldurur.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....