18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Atatürkçülüğün Bir Dünya Görüşü Olarak Benimsenmesi

Atatürkçü dünya görüşünün özünde planlı kalkınma ve karma ekonomi modeli benimsenmiştir. İnkılapçılık ilkesi sayesinde yeni oluşturulan değerler sisteminin güncel ve belirli bir kalıptan kurtarılması amaçlanmıştır.

Atatürkçü dünya görüşünün temelini oluşturan esaslar; millî birlik ve beraberlik, yurtta ve dünyada barış, çağdaşlaşma yahut muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak.

Millî Birlik ve Beraberlik, Millî Bağımsızlığımızın Esasıdır

Millî birlik ve beraberlik sayesinde tüm zorlukların üstesinden gelerek hedeflediğimiz amaçlara emin adımlarla ulaştık. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atan ve Millî Mücadelenin kazanılmasında rol alan milletin kendisidir. Ayrıca Millî Mücadelenin kazanılmasında gerçek etken “şahsî hırs değil millî ülkü, millî izzet-i nefis olmuştur.

Millî Benliğimizin ifadesi “Ne Mutlu Türküm Diyene”

Türk milletinin siyasal ve toplumsal yapısı içinde kendilerine Kürt, Çerkez, Laz veya Boşnaklık fikri propaganda edilmiş vatandaşlarımız vardır. Bu millet bireyleri de ortak geçmişe, tarihe, ahlâka ve hukuka sahiptir. Bu toprak üzerinde birlikte yaşama arzu ve iradesinde olduklarını belirtmiş olan herkesin “Türk” kavramını üst kimlik olarak benimseyip taşıması şan ve şereftir.

Yurtta ve Dünyada Barış ilkesi yeni dünya düzeninin şekillenmesine ciddi katkı sağlamıştır. Ülkenin gelişmesi ve insanlığın ilerlemesi için “insan merkezli” yepyeni bir medeniyetin kuruluşunda barıştan başkası düşünülmemelidir.

Tanzimat devri aydınlarından Namık Kemal’e yakıştırılan bir deyişi de burada belirtmek gerekir: “Hazır ol cenge istersen sulh û salah” hayatî bir gerekçe olmadıkça savaşın bir cinayet olduğunu tebliğ eden Mustafa Kemal Atatürk’ün hayat tarzına, değerler manzumesine yakışan ve yaraşan budur. Barışa ve esenliğe ne kadar muhtaç olduğumuzu anlamak isteyenler bölgemizde gelişen olayları dikkatle değerlendirmelidir.

Çağdaşlaşma

Atatürkçü dünya görüşünde Türk milletinin millî ülküsü olarak “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma” belirtilmiştir. Günümüzde “Çağdaşlaşma” kavramı olarak adlandırılır. Medeniyetler bir kavmin, dinin, coğrafyanın ürünü olmayıp insanlığın ortak müktesebatı ve mirasıdır. “Çağdaş Medeniyet”in bütün nimetlerinden yararlanmak, katkıda bulunmak, milleti refah ve mutluluk içinde yaşatmak tek hedeftir.

Bu anlatılanların hepsini gerçekleştirmek için yegâne yol bilimdir. Osmanlı Devleti’nin fikrî temellerini attığı söylenen Kırşehirli Âşık Paşa, ünlü eseri “Garibnâme” de konuyla ilgili şöyle söyler: “Akıl, bütün isteklerinize istikamet versin. Akıllı ve hırslı olursanız ebedî dirlik ve düzenlikte olursunuz. Bu size Tanrı’nın emri olur.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....