18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Atatürk’e Suikast Girişimi

Hacı Sami ve Çetesi

Yüzelliliklerden Hacı Sami ve çetesi Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, bakan ve milletvekillerine suikast düzenlemeyi planladılar. Madran Yaylası’nda çete üyeleri ile yerel halk arasında çıkan çatışma sonucu Hacı Sami ve kardeşi Ahmet öldürülmüş, Abaza Hakkı, Sökeli Mecid ile Düzceli Mecid de yakalanmıştı. Yakalananların İstanbul’daki sorguları esnasında suikast girişiminin ayrıntıları ortaya çıkarılarak yeni tutuklamalar olmuştu.

Milli Mücadele döneminde Çerkez Ethem’in yanında olan Hacı Sami, Meşrutiyet yıllarında pek çok cinayet işlediği halde ceza almaktan kurtulmuştu. Lozan Antlaşması gereği Genel Af kapsamı dışında bırakılan Yüzellilikler listesine 61 sıra numarası ile girmişti. Aynı listenin 60. sırasında yer alan Kuşçubaşı Eşref’in de kardeşi idi. I. Dünya Savaşı’nda Hacı Sami, Teşkilat-ı Mahsusa’ya girerek İran ve Türkistan’da ayaklanmalar çıkarmakla görevlendirilmişti. Enver Paşa ile çalışan Hacı Sami Mütareke Dönemi’nde ağabeyi ile birlikte Salihli’ye gelerek Çerkez Ethem tarafından örgütlenen milis güçlere katılmıştı. Çerkez Ethem, Yunanlılara sığındığında o da yanında giderek Girit’e yerleşmiş ve sabun ticareti yaparak geçimini sağlamaya başlamıştı.

Mustafa Kemal Atatürk İzmir’den Ayrılırken

Sorguları tamamlanan tutuklular idamla yargılanmak üzere Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edilmişti. Yunan adasından Anadolu’ya geçen çete üyelerinin suikast planı Türk kamuoyunda büyük tepki ile karşılanmış ve Türk-Yunan dostluğu da tartışmaya açılmıştı. İki gün süren yargılama sonunda çete üyelerinden Hakkı ile Sökeli Mecid ve Düzceli Mecid’in idam cezası 18 Ocak 1928’de infaz edilmişti.

Suikastin Hedefi Mustafa Kemal Atatürk

Yapılan sorgulama neticesinde çete üyelerinin suikast amacıyla Anadolu’ya geldiği tespit edilmişti. Ancak suikastın kime ya da kimlere yapılmak istendiği konusunda kamuoyuna herhangi bir bilgi bulunmuyordu. 8 Eylül’de basında yer alan haberlere göre suikastin hedefinde Gazi Mustafa Kemal olduğunu duyurdu. Hainler Türkiye’yi ve Türkleri can evinden vurmak istemişti. Sorgu sonucunda suikast girişiminin ayrıntıları da ortaya çıkarıldı. Suikastın trenle İstanbul’dan dönecek olan Mustafa Kemal’in içinde bulunduğu vagonu havaya uçurarak yapılacağı belirlendi.

Milli Âmale Hizmet (MAH) tarafından sürgün yıllarında Yüzellilikler ile bu listeye girmeyen ülkeyi terk etmiş Firariler sürekli izlenmişti. Bu takip sırasında pek çoğunun Türkiye aleyhinde kişisel ya da örgütsel faaliyet içinde oldukları ya da Türkiye’de büyük karışıklıklar çıkaracak hazırlıklar yaptıkları saptanmıştı. Nitekim 1927 yılı ortalarına doğru Türk Hükümeti Yüzelliliklerden Çerkez Hacı Sami liderliğinde bir çete oluşturulduğunu ve bu çetenin silahlandırılarak siyasi suikast yapmak amacıyla eyleme geçmeye hazırlandığını da öğrenmişti. Hatta Yunan makamlarını da konuyla ilgili bilgilendirerek önlem alınmasını istemişti.

Suikast Planına Tepkiler

Atatürk’e suikast teşebbüsü yurt içinde ve dışında basında büyük yankı uyandırmıştır. Bu haberin basında çıkmasının akabinde toplumun farklı kesimlerinden olayı kınayan tepkilerin geldiği görülmektedir. Suikast planına ait ayrıntı ve görüntüler basında geniş yer tutmuştur. İlk günlerde olayın tahkikatı, tutuklamalar daha fazla yer tutarken, ilerleyen günlerde gösterilen tepkilerle ilgili haberler basında geniş yer tutmuştur. Bu tepkiler, gazetecilerin köşe yazılarında, mitinglerde, farklı dinlere mensup vatandaşların dini törenlerinde, Cumhuriyet Bayramı etkinliklerinde, diğer ülkelerin basın haberlerinde ve telgraflarda dile getirilmiştir.

Çerkez Ethem

Suikast teşebbüsünün açığa çıkmasının ardından Hacı Sami çetesini destekleyen devlet veya kişiler kamuoyunda tartışılmaya başlandı. İlk izlenim suikastın Yunan topraklarında planlandığını ortaya koymuştu. Bu nedenle yurt dışında Türkiye aleyhinde çalışma yapan kişi ya da örgütler ile Türk-Yunan dostluğu ya da Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı beslediği “dostluk” anlayışı tartışmaya açıldı. Basın; suikast girişimini, yurt dışındaki Yüzellilikler ile Firarilerin Türkiye aleyhinde sürdürdükleri çalışmaların yeni bir ürünü, Mütarekede başaramadıkları Türkiye’yi yok etme planlarının son örneği olarak değerlendirdi. Bu nedenle suikast girişiminin bu kesimden gelmiş olmasını doğal karşıladı.

Ancak beş altı kişilik bir çetenin Türkiye Cumhuriyeti topraklarında istediğini yapacak güçte görmesini akılcı bulmadı. Hacı Sami ve yandaşlarının ne kadar serseri ve cüretkâr olurlarsa olsunlar bu tür girişimlere karşı tetikte olan Türkiye Cumhuriyeti topraklarına yalnız başlarına giremeyeceklerini iddia ederek çetenin, kimden, nereden cesaret ve kuvvet aldıklarını sorguladı.

Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ile birlikte başlayan Milli Mücadele hareketi toplumun her kesiminde destek görmüştür. I. Dünya Savaşından sonra emperyalist güçlerin Anadolu’yu paylaşma arzusu tüm kesimleri Anadolu’yu kurtarma fikri etrafında toplamıştır. Atatürk’ün Milli Mücadele liderliği siyasal anlamda iktidarı oluşturduğu gibi siyasal muhalefeti de gelişmiştir. Mücadelenin tüm safhasında bu çekişme hissedilmiştir. Başta İtilaf devletleri güdümündeki Padişah ve İstanbul Hükümeti olmak üzere, çeşitli şekillerde gelişen bu muhaliflik zaman içinde TBMM ve Cumhuriyet dönemlerinde de devam etmiştir.

Bu muhalefetin en önemli halkasını İngilizlerin etkisi ile çıkarılan iç isyanlar oluşturmaktadır. Bu isyanların bastırılmasında Çerkez Ethem’in de mensubu olduğu Kuva-yı Seyyare birlikleri etkili olmuştur. Çerkez Ethem sağladığı başarılardan dolayı kendini büyük görmeye başlamış ve gücünün sınırlanması olarak algıladığı düzenli orduya girmek istememiştir. Çerkez Ethem isyan ettikten sonra, Yunan birliklerine sığınarak hayatını kurtarmış ve Türkiye dışında yaşamaya başlamıştır. Ethem’in kini hiç bitmemiş ve başta Atatürk olmak üzere kendisine bu hayatı layık görenleri defalarca ortadan kaldırmak istemiştir.

1935 yılında Atatürk’e yönelik olarak planlanan suikastin baş sorumlusunun Çerkez Ethem olduğu belirtilmiştir. Bu suikast girişiminden her ne kadar sonuç alınamamış ve ortada böyle bir suç olmadığı hissi uyanmışsa da yoğun bir Atatürk sevgisi dikkat çekmiştir. Gazeteler; halkın, sivil toplum örgütlerinin, öğrencilerin, dini temsilciliklerin bu olaydaki sevgi gösterilerini yansıtmışlardır, gelen tepkiler, genel olarak Atatürk sevgisinin gösterilmesi biçimine dönüşmüştür.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....