10 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 29, 2020

Buy now

Atatürk’ün Evrenselliği

Atatürkçü Düşünce Sisteminde, Türk İnkılâbı ve ilkeleri ulusal olduğu kadar evrenselliği de bünyesinde taşımaktadır. Atatürkçülük’teki tam bağımsızlık inancı ve ideali bir çok ulusun tam bağımsızlık mücadelesine örnek olmuştur.

Atatürkçülük insan sevgisini, toplumsal ve dünya barışını, hoşgörüyü, insanlığın mutluluğunu ve uygarlığı amaçlamaktadır.

UNESCO Tarihinde Bir İlk

1978 yılında UNESCO tarihinde, Atatürk’ün ve Atatürkçülüğün ne olduğunu dünya ülkeleri aşağıda ifade edilen ve 152 ülkenin imzaladığı eşsiz belge ile kanıtlamıştır.

Bu belgedeki ifadeler şöyledir: “Atatürk uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimleri gerçekleştirmiş bir inkılâpçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk Önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün hayatı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı göstermeyen, eşi bulunmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur”. Haksızlığa maruz kalmış birçok mazlum ülkenin özgürlüğe kavuşmasında onlara örnek olmuştur.

Atatürk, Türk Ulusunu batının ve diğer düşmanların zulmünden ve baskısından kurtaran, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak için “Atatürkçü Düşünce Sistemi” olarak nitelenen inkılâp sürecini fikir, devrim ve yeniden kurma safhalarıyla bir bütün olarak ele almış; bu yolda toplumsal, siyasal, ekonomik, hukuksal ve kültürel devrimleri gerçekleştirmiştir.

Atatürkçü Düşünce Sisteminin unsurları birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Sistemi meydana getiren ilkelerin bir kısmını kabul edip, bir kısmını kabul etmeme gibi bir lüksümüz söz konusu olamaz.

Atatürkçü Düşünce Sistemi, batı uygarlığını bilimsel koşullar çerçevesinde kabul etmiştir. Atatürk’ün bütün eserlerinde yazı, söylev ve demeçlerinde, akılcı bir tutum mevcuttur.

Atatürk’ün şu sözleri, O’nun evrenselliği ve çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkma idealinin bir göstergesidir: Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alâkasız yaşayamayız. Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak uygarlık düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim-bilim ve fenle olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.

Çağdaş uygarlığı ülkeler topluluğunun malı olarak gören Atatürk, Memleketler çeşitlidir fakat uygarlık birdir ve bir milletin gelişmesi için bu tek dünya uygarlığına katılması gerekir demiştir. Çağdaş uygarlık taklitçilikle kazanılamaz. Uygarlık esaslarının Türkiye’nin gerçeklerine ve halkın ihtiyaçlarına uygun tahliller yapılarak bünyemize uydurulması gerekmektedir.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....