18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Atatürk’ün Hayatını Kurtaran Saat

Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri hayatında Çanakkale Muharebeleri önemli bir yer tutmaktadır. 10 Ağustos 1915 Conkbayırı muharebelerinde Atatürk’ün bir şarapnel parçasıyla yaralanmasını taşıdığı cep saati önlemiştir.

Ana Yadigarı Saat

Kapağı siyah renkte eski nesil bir saat! Atatürk mektepten mezun olduğunda, Zübeyde hanım tarafından hediye edilen bu saati ‘ana yadigârı’ olarak yıllarca saklamıştır.

Zübeyde Hanım ve Atatürk

Atatürk tarafından bu saat birlikte görev yaptığı Alman General Liman von Sanders’e hediye edilmiştir. Liman Von Sanders’in 1929’da ölümünden sonra saatin akibeti hakkında kesin bir bilgi yoktur. Rivayetlere göre saatin çalındığı ya da Amerikalı biri tarafından satın alındığı iddiaları kesin değildir. Liman von Sanders’a hediye edilen bu saati üreten İsviçreli saat firması Omega saati bulmak için ödül vereceğini duyurduğu bir kampanya başlattı. Türk medyasında saatin akıbeti ile ilgili çeşitli yazılar yayınlandı. Saatin Türkiye’ye getirilmesi konusunda yapılan çeşitli girişimler başarılı olmamıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, Sofya’da askeri ataşe iken 1’nci Dünya Savaşı esnasında Bulgaristan’ın savaşta nasıl bir politika izleyeceğine dair ilgili makamlara rapor gönderdi. Osmanlı Devleti’nin savaş dışında kalamayacağını düşünen Mustafa Kemal Paşa aktif görev almak için Genelkurmay’a müracaata bulundu. 18 Ocak 1915 tarihinde Atatürk 19’ncu Tümen Komutanı olarak atandı. Atatürk, kara harekatının başlamasıyla kritik görevler üstlendi ve büyük askeri zaferler kazandı.

Atatürk’ün Çanakkale Cephesi’ndeki başarıları hakkında, komutanı ve aynı zamanda yazıya konu olan saati hediye ettiği Alman General Liman von Sanders özetle şunları söyler: “İlk askerî başarısını Trablusgarp’ta gösteren Mustafa Kemal, sorumluluk almaktan çekinmeyen bir komutan özelliği taşıyordu. 25 Nisan sabahı emir beklemeksizin inisiyatif alarak düşmanı kıyıya kadar püskürtmüş ve dirayetle düşman saldırılarına karşı koymuştu. Mustafa Kemal Atatürk’ün Conkbayırı tepesinden emir-komuta ettiği taarruzla düşman piyadesi, tepelerin kuzey yamaçlarına doğru geri çekildi.”

Atatürk’ün Conkbayırı’nda Yaralanması

Mustafa Kemal Paşa, Çanakkale Muharebelerine ait hatıralarını ilk olarak Ruşen Eşref Ünaydın’a anlattı. 24-28 Mart 1918 tarihleri arasında Mustafa Kemal Paşa’nın Akaretler’deki evinde yapılan mülakat, Yeni Mecmua’nın Çanakkale Zaferi için hazırlanan özel sayısında “Mülakatlar” kısmında “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülakat” başlığı ile yayınlanmıştır. Sohbetin 10 Ağustos 1915 Conkbayırı Muharebeleri kısmını, Ruşen Eşref şöyle anlatır:

“Mustafa Kemal Paşa, komuta heyeti ile birlikte taarruz hattının önüne geçerek düşmanın kaçmasına müsaade edilmeyeceğini söylemiş. ‘Bunun için benim emrimle hepiniz düşmana taarruz edeceksiniz’ demiş. Beş on adım yürüdükten sonra emri verince subay ve efradın tereddütsüz düşmana saldırdıklarını görmüş. Bu taarruz esnasında düşman savunma hattında silah kullanma fırsatını bile bulamamış.

-Conkbayırı’nda günlerce süren çatışmalar ve düşman unsurlarına ait büyük çaplı topların muhtelif cinste mermileri Conkbayırı semasında yıldırım gibi çakıyordu.

Konuşmamızı sakin bir vaziyette dinleyen Yüzbaşı Cevat Bey (Paşa’nın yaveri) kalın bir sesle: ‘Bu şarapnel parçalarından bir tanesi Paşa’nın göğsünü okşamıştır’ dedi.

– Nasıl? dedim.

Paşa tespihi ile oynarken, Cevat Bey şöyle anlatıyordu:

– Evet, sağ tarafta ceketimde bir kurşun yeri gördüm. Yanımda bulunan subay:

– Efendim vuruldunuz!, dedi. Şayet böyle bir söz askerler tarafından duyulursa moral-motivasyon üzerinde yapacağı etkiyi düşündüm. Elimle subayın ağzını kapadım, ‘Sus!’ dedim.

Cevat Bey devam ederek:

– Bir şarapnel parçası saatin bulunduğu göğsünün cebine isabet etmiştir. Saat parça parça olmakla birlikte Paşa’nın göğsünde hafif bir iz bırakmaktan başka etkisi olmamıştır.

– O saat sizin için büyük değer taşımaktadır. Görebilir miyim efendim? dedim.

Paşa:

O saatten kalan parçaları muharebeden sonra Liman Paşa Hazretlerine hatıra olarak verdim. Bana da kendilerinin aile asalet armasını kapsayan saatlerini verdiler.

Cevat Bey saati gösterdi. Omega markalı siyah bir saat. Paşa’nın kırılan saati Mekteb-i Harbiye’den beri sakladığı Omega markalı imiş.”

Saat Hakkında Çıkan Haberler

1920 ve 1930 yılları arasında Atatürk’ün Liman von Sanders’e hediye ettiği saat hakkında kamuoyunda resmi bir bilgiye rastlanmamıştır. Sadece Liman Von Sanders’in, Atatürk’ün hayatını kurtaran cep saatini kıymetli bir hediye olarak sakladığını biliyoruz. Atatürk’ün vefatından sonra saatin akibeti yeniden gündeme gelmiş, Son Posta ve Haber gazeteleri 16 Ocak 1939 tarihli nüshalarında şu bilgilere yer vermiştir:

Omega saati şirketi 250 bin Frank’a saati almak istiyor. İsviçre’deki saat fabrikası, İzmir’deki mümessiline gönderdiği bir telgrafnamede, Conkbayırı’nda Atatürk’ün hayatını kurtaran saatin aslının veya fotoğrafının kimde bulunduğunu bildirene 1000 İsviçre Frank’ı vereceğini, saati de 250 bin Frank’a satın alacağını bildirmiştir.

Türk basınında Cumhuriyet, Yeni Sabah ve Son Telgraf gibi ulusal gazeteler çeşitli haber paylaştılar. İzmir’in yerel Yeni Asır gazetesi, konu hakkında daha ayrıntılı bilgi vererek Atatürk’ün saatini arayan firmanın Omega olduğunu duyurdu:

Yeni Asır’da yayınlanan “Atatürk’ün Tarihi Saati Aranıyor” başlıklı haber şöyledir:

“İsviçre’nin tanınmış saat firmasının mümessillerinden biri dün İzmir’den şehrimize gelerek Çanakkale muharebesinde Atatürk’ün Conkbayırı’nda hayatını kurtaran saati aramaktadır. Mümessil, şimdiye kadar yaptığı araştırma neticesinde Liman von Sanders Paşa’nın Almanya’da vefat ettikten sonra eşyalarının müzayede ile satılmış olduğunu ve bu saati Amerikalı zengin birinin aldığını tespit etmiştir. Mümessile göre alternatif olarak bu bu saatin İnkılap Müzesi’nde olabileceği ifade edilmiştir. İnkılap Müzesi’nde de saat yoksa fabrika saatin bulunduğu yeri bilene iki bin lira mükâfat verecektir.

Türk basınınında çıkan haberler bunlarla sınırlı değildir. Atatürk’ün kaybolan saati hakkında yazılan yazılar haricinde, İsviçre’li saat firması Omega temsilcisiyle yapılan röportajlar da yayınlandı. Server Bedi takma adıyla birçok roman kaleme alan Peyami Safa saat hakkında şu yazıyı yazdı:

“Dünkü Cumhuriyet’te okudum: İsviçre’de bir saat fabrikası, İzmir’deki acentesine gönderdiği bir mektupta, Atatürk’ün hayatını kurtaran saati bulana 250 bin Frank saatin kimde olduğunu söyleyene bin Frank ödül vereceğini duyurmuştur.

Burada şu soruyu sormakta fayda var. İsviçreli saat firması Omega bu teklifi Atatürk’ün büyük hatırasına mı, yoksa göğsüne isabet eden kurşunu kumandanın hayatını kurtaracak kadar sağlam bir saate kıymet verdiği için mi yapıyor?

Bu teklifi yapan bir saat fabrikası olduğu için, Atatürk’ün hatırasına saygısı olduğu gibi saatine de kıymet verdiği anlaşılıyor. Burada aslında firma ne kadar sağlam bir saat ürettiğini kanıtlamaya çalışıyor.

Eğer saat Türkiye’de ise (zannetmiyorum) İsviçre’deki fabrika boşuna uğraşıyor. İki yüz elli bin değil, bir o kadar milyon frank verseler bu saate sahip olan vatandaş onu milletin müzesine hediye eder bir yabancı ülkeye asla satmaz. Elbette Türk milleti, vatandaşın bu fedakârlığını karşılıksız bırakmaz ve ona tarihi şükran borcunu öder.

Çünkü Conkbayırı’nda düşman kurşununu engelleyen saat yalnız Atatürk’ün değil, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı’nda bütün Türk yurdunun hayatını kurtarmıştır. Bu saat eğer Türkiye’de ise bir fabrika reklamı olarak memleket sınırı dışına çıkmamalı, kendisini Türkün yüreğine siper eden milli şuur sembolü olarak müzemizde sergilenmelidir. Atatürk’ten bu toprağa yadigâr kalan hatıralar arasından kimseye zırnık vermeyiz.

Saatin Akibeti

Çanakkale Muharebeleri’nin 90’ncı yılı hazırlıkları sırasında, Dışişleri Bakanlığı’nın talimatıyla saatin akibeti Berlin Büyükelçiliği tarafından yeniden araştırıldı. Büyükelçilik tarafından resmi kayıtlarda Liman von Sanders adını taşıyan ve şahsi eşyalarının sergilendiği bir müzenin tespit edilemediği bildirildi. Türk hükümeti, saati Liman Von Sanders’in ailesinden satın almak istesede, Liman Von Sanders’in ölümünden sonra saatin satılmış olduğu ailesi tarafından bildirilmiştir.

Atatürk saati hediye olarak Liman Von Sanders’a vermiştir.

Sonuç olarak; Atatürk’ün anlaşılabilir şekilde anlattığı bu olay hakkında Türkiye’de art niyetli çevreler, bilimsel temeli olmayan savlar ileri sürmektedir. Son zamanlarda doğru bildiğimiz her şey hakkında tereddüt yaratmaya dönük bir tahrifat propagandası yapılmaktadır. 

“Tarihle yüzleşmek” ve “gerçek tarihle hesaplaşmak” gibi mesnetsiz kavramlarla etik değer taşımadan Atatürk’ün Çanakkale’de yaralanmadığını ileri süren art niyetli kişilerin varlığı üzüntü vericidir. Bu gibi haksız, maksatlı ve tarih bilimiyle bağdaşmayan yalan, yanlış ve iftiralar ne yazık ki Türkiye’de gündem oluşturmakta ve daha acısı “tarih ve tarihçilik” olarak itibar görmektedir.

Ayrıca saatin izini Amerika’da sürme fikri birkaç kere gündeme getirilmiş olmasına rağmen, uygulandığına veya sonuç alınamadığına dair ortada bilgi yoktur. Bununla birlikte geç de olsa, saatin Amerika’da araştırılmasının yeniden gündeme getirilmesi tarihimize olduğu kadar Atatürk’e de vefanın gereği olduğunu düşünüyorum. Bu çabayla sonuç alınamasa bile, en azından bir vefa borcu yerine getirilmiş olur.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....