18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Cumhuriyet Kültürü

1920 ve 1960 yılları arasında Türkiye’de izlenen kültür politikalarını dört safhada değerlendirebiliriz.

İlk evre (1920-1938) Atatürk liderliğinde gerçekleştirilen kültür devrimi dönemi, ikinci evre (1939-1945) hümanizme ve aynı zamanda kültür inkılaplarına karşı polemik dönemi, üçüncü evre (1946-1950) evrimcilik dönemi ve son evre olarak (1950-1960) “gerçekleşen” ve “gerçekleşmeyen” devrimler başka bir tabirle devrimlerden ödünleri içeren tavizler dönemidir.

Sosyal Değişim Politikası

Mustafa Kemal Atatürk yeni bir anlayışla tarih ve dil tezleri ile halkçılığa, milliyetçiliğe ve lâikliğe önem vererek çağdaş bir toplum oluşturmayı hedefledi. Türk kültürünün ulusal temelleri Atatürk döneminde atıldı. Dönemin kültür politikası Atatürk devriminin bir sentezidir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde her platformda söylenen sosyal değişim politikasının anlamı kültür değişmesidir.

Türk toplumunun her alanda çağdaş bir toplum haline gelebilmesi için yeni bir kültür inşaa edilmesi zorunluydu. Atatürk dönemindeki bu değişim kendisinden sonra gelenler tarafından yeni bilgilerle, yöntemlerle sürdürülemedi. 1940’lı yıllardan itibaren değişimin hızı kesildi ve hatta bazı alanlarda tamamen durduruldu. Bunun sonucu olarak köklü değişimi kalıcı kılacak, bir sisteme dönüştürecek unsurlar geliştirilemediği için zaman içinde yapılanlar dahi korunamadı. Bu nedenle kültür devrimi, çağdaş dünyaya damgasını vuracak bir “Türk Rönesansı” haline dönüşmedi.

Günümüzde; Ulusal ya da evrensel kültürümüz Türk-İslam sentezi olarak nitelenmeye veya ona indirgenmeye çalışılmaktadır. Bu çabaları ve anlayışı bilimsel bir yaklaşım olarak görmek mümkün değildir. Bu aynı zamanda Türk kültürüne belirli oranda renk ve zenginlik kazandıran kökleri de yok saymak olur. Böyle bir davranış çağdaşlaşma çabalarına aykırıdır ve ulusal kültürü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarma amacıyla da bağdaşmaz.

Kültürün Devlet Hayatındaki Önemi

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Bir ulus, varlığı ve hukuku için bütün fikri ve maddi kuvvetleriyle ilgilenmezse kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa, başkalarının oyuncağı olmaktan kurtulamaz.

Kişilerin eğitim seviyesi yeterli olmadığında, topluluklar art niyetli kişilerin emelleri doğrultusunda fena yönlere sürüklenebilir.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....