Cumhuriyet Kültürü

1920 ve 1960 yılları arasında Türkiye’de izlenen kültür politikalarını dört safhada değerlendirebiliriz.

İlk evre (1920-1938) Atatürk liderliğinde gerçekleştirilen kültür devrimi dönemi, ikinci evre (1939-1945) hümanizme ve aynı zamanda kültür inkılaplarına karşı polemik dönemi, üçüncü evre (1946-1950) evrimcilik dönemi ve son evre olarak (1950-1960) “gerçekleşen” ve “gerçekleşmeyen” devrimler başka bir tabirle devrimlerden ödünleri içeren tavizler dönemidir.

Sosyal Değişim Politikası

Mustafa Kemal Atatürk yeni bir anlayışla tarih ve dil tezleri ile halkçılığa, milliyetçiliğe ve lâikliğe önem vererek çağdaş bir toplum oluşturmayı hedefledi. Türk kültürünün ulusal temelleri Atatürk döneminde atıldı. Dönemin kültür politikası Atatürk devriminin bir sentezidir. Bu kapsamda değerlendirildiğinde her platformda söylenen sosyal değişim politikasının anlamı kültür değişmesidir.

Türk toplumunun her alanda çağdaş bir toplum haline gelebilmesi için yeni bir kültür inşaa edilmesi zorunluydu. Atatürk dönemindeki bu değişim kendisinden sonra gelenler tarafından yeni bilgilerle, yöntemlerle sürdürülemedi. 1940’lı yıllardan itibaren değişimin hızı kesildi ve hatta bazı alanlarda tamamen durduruldu. Bunun sonucu olarak köklü değişimi kalıcı kılacak, bir sisteme dönüştürecek unsurlar geliştirilemediği için zaman içinde yapılanlar dahi korunamadı. Bu nedenle kültür devrimi, çağdaş dünyaya damgasını vuracak bir “Türk Rönesansı” haline dönüşmedi.

Günümüzde; Ulusal ya da evrensel kültürümüz Türk-İslam sentezi olarak nitelenmeye veya ona indirgenmeye çalışılmaktadır. Bu çabaları ve anlayışı bilimsel bir yaklaşım olarak görmek mümkün değildir. Bu aynı zamanda Türk kültürüne belirli oranda renk ve zenginlik kazandıran kökleri de yok saymak olur. Böyle bir davranış çağdaşlaşma çabalarına aykırıdır ve ulusal kültürü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarma amacıyla da bağdaşmaz.

Kültürün Devlet Hayatındaki Önemi

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Bir ulus, varlığı ve hukuku için bütün fikri ve maddi kuvvetleriyle ilgilenmezse kendi kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını sağlamazsa, başkalarının oyuncağı olmaktan kurtulamaz.

Kişilerin eğitim seviyesi yeterli olmadığında, topluluklar art niyetli kişilerin emelleri doğrultusunda fena yönlere sürüklenebilir.

Cevap Bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here