18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Cumhuriyetçilik

Cumhuriyet, milletin kendi kendini yönetmesi demektir. Cumhuriyetle birlikte Türk milleti bir kişinin, ailenin veya hanedanın etkisinden çıkıp kendi kendini yönetmeye başlamıştır. Millet, tebaa veya reayalıktan yani çok sınırlı hakkı olan, vergi veren, yönetime katılamayan, sadece tarım ve ticaretle uğraşan, emir ve buyrukların dışına çıkamayan bir topluluk olmaktan kurtulup ferdi haklara sahip vatandaş vasfını kazanmıştır.

İmparatorluktan Ulus Devlete

“İrade-i Şahane” kavramının yerini milli hâkimiyet, “Sultan idaresi” yerini de milletin kendi kendini idaresi anlamına gelen cumhuriyet kavramı almıştır. Cumhuriyetle birlikte, Osmanlı İmparatorluğunun çok unsurlu sosyal yapısı ağırlıklı olarak “millî devlet” modeline uygun, Türk milletinin ağırlığının hissedildiği siyasal yapıya kavuşturulmaya gayret edilmiştir. Yani imparatorluktan ulus devlete geçilmiştir. Hanedan kavramı son bulmuştur. Milletin üstünde ne sultan, ne hakan ve ne de padişah kalmamış, devletin başı Cumhurbaşkanı olmuştur.

Türkiye’nin herhangi bir köyünde, şehrinde veya kasabasında doğan, dili, dini, etnik kökeni ne olursa olsun her vatandaş, kanunda belirtilen yaşa geldiğinde Türk milletinin teveccühünü kazanmak şartıyla, yeterli oyu almak suretiyle belirli süreler için cumhurbaşkanı, başbakan, milletvekili, belediye başkanı ya da muhtar olma hakkına kavuşmuştur. Buna seçilme hakkı denmiş, Türk milletinin bütün fertleri kanunda belirtilen yaşa geldiğinde benzer şekilde seçme hakkına da sahip olmuştur. Seçme ve seçilme hakkına verilen önem gereği, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi imkânlar dâhilinde seçimle tesis edilmeye çalışılmıştır.

Cumhuriyetçilik ilkesinde, hiçbir makam, mevki ve vazife farkı gözetilmeksizin herkesin bir oyu vardır. Bu özellik birlik ve beraberliği sağlayan önemli bir etkendir. Milletin birlik ve beraberliği eşitlik ve adaletle sağlanır. Bu da cumhuriyet idaresiyle mümkündür.

Cumhuriyetçilik ilkesinde Türk milletinin bütün fertleri tıpkı tarağın dişleri gibi bir ve beraberdir. Vatandaş olarak herkes ülke yönetimine eşit olarak katılır.

Cumhuriyet yönetiminde siyasi iktidar milletin iradesine dayanır. Milletin oyunu ya da onayını almayanlar iktidar olamaz. İktidar dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle vatandaşlar arasında ayrım yapmaz. Bir partinin tek başına iktidara gelmesi ancak toplumun büyük bir kısmını ikna etmesiyle mümkün olur. Ayrıca iktidar olan parti muhalefeti de yok saymaz. Muhalefet de iktidara meşru muhalefet eder. Böylece ikisi birden ülkeye hizmet eder. Atatürk’e göre meclis, cumhurbaşkanı ve hükümet başkanı milletin rahatı için vardır. Onlar saltanat sürmek için değil, millete hizmet için görevlendirilmişlerdir ve millete hesap vermek durumundadırlar.

Türk milletinin karakterine en uygun idare, cumhuriyet idaresidir. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte artık hükümet ve millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır.

Cumhuriyetçilik çerçevesinde halka ve millete dayanan bir “halk devleti” kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanıyla Türkiye’de devletin demokratikleşmesi yolunda büyük bir adım atılmış ve yapılacak olan inkılâplara ortam hazırlanmıştır. Demokratik yönetim, bilimsel düşünce, özgürlük ve her alanda tam bağımsızlık cumhuriyetçilik ilkesinin Türk milletine kazandırdığı temel kavramlardır. Cumhuriyetçilik, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne demokratik bir devlet olma özelliğini de kazandırmıştır.

Cumhuriyetçilik ilkesinde, devlet yönetimi sınıfların, kişilerin, ailelerin ya da bir zümrenin eline bırakılmaz. Milletin bütün bireyleri yönetimde söz sahibi olur ve merkeziyet esastır. Atatürk bu konuda şunları söylemiştir: “Efendiler, halkın kendi eliyle kendini idare etmesi ilkesini ortaya koyan bizdik. Fakat bununla, asla her ilin veya her bölgenin ayrı ayrı birer yönetim birliği kurmasını kastetmedik” (Nutuk).

Cumhuriyet ilan ettikten sonra o demokrasiyle taçlandırılmak istenmiş, çok partili siyasi hayata geçmek için adımlar atılmıştır. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkasının kurulması bunun göstergesidir. Bu denemeler başarısız olsa da bu sürecin sonunda demokrasiye ve çok partili parlamenter rejime geçilmiştir. Cumhuriyetçilik ilkesi Türkiye’de benimsenmiş olan yeni siyasal rejimin şeklini ve yapısını belirlemiş, kalkınmaya ve ekonomik gelişmeye imkân sağlamıştır.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....