Halkçılık

Halkçılık ilkesinde sınıf kavramının yeri yoktur. Toplumda sadece meslekler vardır. Her meslek bir diğerine muhtaçtır. Meslekler arasında üstünlük, alçaklık yoktur. İşçinin memura, memurun esnafa, hiç kimsenin bir diğerine üstünlüğü yoktur. Bütün meslek sahiplerinin sorunlarını devlet çözmek zorundadır. Her mesleğin bir saygınlığı vardır. Çünkü herkes bu milletin refahı ve kendi geçimini temin için çalışmaktadır.

Halkçılık İlkesiyle Türkiye’de Sınıf Kavgaları Önlenmiştir

Halkçılık anlayışında sosyal bölünme ve sınıflar arası mücadelenin yeri yoktur. Halkçılık ilkesiyle Türkiye’de sınıf kavgaları önlenmiş ve milletin birlik ve beraberliği sağlanmıştır. Aydın ve avam arasında eskiden görülen ayrım kalkmıştır. Uzun yıllar yalnızca küçük çiftçilerden salınan aşar vergisi kaldırılarak vergi adaleti sağlandığı gibi sınıf ayrımına da son verilmiştir.

Türk milleti birbirinden çok farklı çıkarları olan ve bu itibarla birbiriyle mücadele eden sınıflara sahip değildir. Mevcut sınıflar ya da meslekler birbirinin tamamlayıcısı niteliğindedir. Hiçbir kişiye, aileye, sınıfa ya da cemaate imtiyaz verilemez. Türk milletini sınıf kavgalarıyla bölmek isteyenlere karşı en sağlam savunma aracı Halkçılık ilkesidir. Atatürk’e göre Halkçılık, kudretin, hâkimiyetin, idarenin doğrudan doğruya millete verilmesidir.

Halkçılık ilkesi milletin herhangi bir sınıf veya zümre tarafından sömürülmesine müsaade etmez. Kamu menfaati, kişi ya da zümre menfaatinin üzerindedir. Halkçılık anlayışı bireylerin eşitliği, sosyal adalet, sosyal güvenlik, toplumun zayıf kesimlerinin korunması ve güçlendirilmesi, adil bir gelir dağılımı anlayışına dayanır. Halkçılık ilkesine göre devletin imkânları ve kaynakları toplum kesimleri arasında eşit ve adil dağıtılmalıdır.

Millî Mücadele yıllarında Türkiye’nin hemen yanı başında büyük bir devlet olan Rusya’da Bolşevik rejimi kurulmuştur. Sosyalizme dayanan bu yönetim dini afyon saymış, özel mülkiyeti reddetmiş ve her şeyi devletleştirmiştir. Toplumda eşitlik sağlamak adına herkesi fakirlikte eşitlemiştir.

Rusya’dan askerî ve ekonomik yardım alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk isteseydi çok rahat bir şekilde Türkiye’de Bolşevizmi etkin kılabilirdi. Ama o buna asla yanaşmamış, Rusya ile ilişkilerin bozulması pahasına Bolşevizmi yani komünizmi reddetmiştir.

Halkçılık prensibi sayesinde toplumun sosyal dengesini bozmadan ülkede eşitlik sağlamış ve toplumsal gelişmenin önünü açmıştır. Sosyalizm, komünizm, kapitalizm, liberalizm, nasyonalizm, faşizm gibi herhangi bir ideolojiyi Türk milletine kabul ettirmeye kalkmamıştır.

Önceki İçerikMilliyetçilik
Sonraki İçerikLaiklik

Cevap Bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here