18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol tarihidir.

26 Ağustos 1922’de topçu atışı ile başlayan Büyük Taarruz süvarilerin manevrasıyla Yunan cephesi iki günde yarılmış ve Afyon çevresi kurtarılmıştır. 15 Mayıs 1919’da başlayan Yunan işgali, Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Muhaberesinde asıl taarruz birliklerinin imha edilmesi sonucu İzmir’e geri püskürtülmüştür.

İzmirin işgali sonrası Anadolu

Başkomutan Atatürk’ün ‘Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir İleri!’ emri ile 330 km. lik Afyon-İzmir arası mesafeyi süvariler 10 gün içerisinde kat ederek geri çekilen Yunan kuvvetlerinin imha edilmesini sağlamıştır.

Aynı zamanda Atatürk, Başkomutanlık yetkisini uzatmak istemeyen muhalefetle ve ordunun savaşacak kapasitesinin olmadığını dile getirenlerle de mücadele etmiştir.

Paris Konferansında alınan karar gereği, Yunan kuvvetleri İzmir’e çıktığında İstanbul hükümeti şaşkınlığını gizlememiştir. Bunun nedeni İngiliz yüksek komiserinin işgalden iki gün önce İzmir’in işgal edilmeyeceğinin sözünü Sadrazam Ferit Paşa’ya vermesidir.

Halbuki işgalden önceki gece İngiliz temsilcisi Webb, İstanbul Hükümetine bir nota vermiştir. Hükümet bu notadan kendine ders çıkarmamıştır. ‘Meclisi Vükela’ hazırladığı bir nota ile tepkisini İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikalı mümessillere sunmuştur.

Çaresiz İstanbul Hükümeti resmi tebliğ ile İzmir’in işgalini açıklamıştır. Bu hezimetin gizlenmesi için basında sansür uygulanmıştır. Gazetelerin bu haberi paylaştığı bölüm beyaz boş sütun olarak yayınlanmıştır.

16 Mayıs 1919’da hükümet istifa etmesine rağmen hükümeti kurma görevi yine Damat Ferit’e verilmiştir. 22 Mayısta Damat tarafından verilen bir nota ile Yunan askerlerinin bölgeden çekilmesi istenmiş ve yerine büyük devletlerinin askerlerinin gelmesinden memnuniyet duyulacağı ifade edilmiştir.

İşgale karşı Direniş

Emperyalist devletlerin işgal girişimine karşı ilk direniş Hatay/Dörtyol’da Mehmet Çavuş ve milislerinin Fransızlara attığı ilk kurşun olmuştur.

Hukuku Beşer gazetesi yazarı Hasan Tahsin, İzmirin işgal edilmesiyle Yunanlılara ilk kurşunu atmıştır. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerince işgal güçleri temsilcilerine ve İstanbul hükümetine halkın tepkisini, ulusun kendini savunacağını dile getiren telgraflar çekilmiştir.

Atatürk halka hitap ediyor

Bu işgal girişimi Anadolu halkını birbirine kenetlemiş ve bütünleşmesinde olumlu katkı sağlamıştır. Padişahın etrafında kenetlenilmesi gerektiğini savunanlar zamanla Mustafa Kemal’in milli mücadele fikrini benimsemiştir. Anadolu direniş ruhunun temelinde İzmir’in işgali vardır.

Mitingler

Mondros mütarekesinin amacına ve ruhuna aykırı bir şekilde Yunan kuvvetlerinin İzmir’e ayak basması Türk milletinin manevi duygularına tesir etmiştir.

İzmir’in işgal edilmesiyle İstanbul’da, itilaf devletlerinin gözü önünde ‘milli matem’ ilan edilerek çeşitli miting ve protesto gösterileri yapılmıştır. 19 Mayıs 1919’da Fatih parkında yapılan mitingde katılımcılar göğsüne siyah etiketli ‘İzmir kalbimizdir’ yazısı takmıştır.

23 Mayıs 1919’da Sultanahmet meydanında iki yüz bin kişinin katıldığı ihtişamlı bir miting düzenlenmiştir. Sultanahmet parkının çevresi siyah bayrak ve çeşitli protesto pankartlarıyla donatılmıştır. Bu durumdan rahatsız olan İtilaf devletleri İstanbul hükümeti vasıtasıyla müteakip mitingleri engellemeye çalışsa da başarılı olamamıştır.

Mustafa Kemal’in Tavrı

İzmir’in işgal edilmesinin memlekette yarattığı direniş ruhu Atatürk’ün işini kolaylaştırmıştır.

Tevfik Bıyıkoğlu’na göre: “Yunanlıların İzmir’e çıkışının, Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçişiyle aynı günlere rastlaması, pek garip olduğu kadar hayırlı bir tesadüf olmuştur. Çünkü Yunan darbesi en miskin ruhlarda bile, bu kadar da olmaz isyanını yaratmıştı. Bütün gönüller ıstırap içinde. Sanatını bilen basiretli bir lider için bundan daha büyük cesaret ve kuvvet kaynağı olamazdı. Mustafa Kemal, milyonların gönül ıstırabından, Millî mukavemet iradesini yoğuracaktı.”

Atatürk ilk iş olarak, Yunan katliamının memlekete duyurulması ve İtilaf Devletlerinin gözünü korkutmak için mitinglerin Anadolu’nun en ücra köşelerinde heyecanla yapılmasını sağlamıştır. İtilaf devlet temsilcileri ve Babıali’yi ikaz edici telgraf çekilmesi, hristiyan halka zarar verilmemesi gerektiği özellikle vurgulanmıştır.

İzmir katliamından kaçanların anlattıkları ve işgalin genişlemesiyle (facianın boyutları ortaya çıktıkça) mitinglere katılım sayısı günden güne artmıştır. İstanbul hükümetinin sansürüne rağmen medya organları, memleketin her yerinde direnişe ortak olunması ve vatanın mutlaka savunulması gerektiğini dile getirmiştir.

İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerinin Tavrı

İzmir’in işgali neticesinde ortaya çıkan protesto gösterileri İtilaf devletlerini tedirgin etmiştir. İngilizler Anadolu’ya yayılmasını engellemek ve direniş ruhunu kırmak maksadıyla İstanbul hükümeti tarafından mitinglerin yasaklanmasını istemiştir. İngilizler ayrıca Bekir Ağa bölüğünden 67 tutukluyu Malta adasına sürgüne göndermiş ve Milli mücadeleyi başlatan Atatürk’ün tutuklanıp ivedi İstanbul’a gönderilmesini istemiştir.

Yunan Mezalimi

15 Mayıs 1919 günü başlayan Yunan işgali tarihe Yunan mezalimi olarak geçmiştir. Yunanlılar Megali İdea’yı gerçekleştirmek için işgal ettikleri topraklarda yaşayan Türkleri, Rum’ların da desteğiyle göçe zorlamış veya katletmiştir. İşgalci Yunan ordusunun güzergahı üzerindeki tüm evler yakılmıştır.

Yunan kuvvetleri tarafından işkence ile öldürülen Türklerin sayısı binleri geçmiştir. Mezarları kendilerine kazdırıldıktan sonra süngü veyahut kurşuna dizilerek öldürülenler olduğu gibi petrole bulanarak yakılanlar, topuzla başına vurularak öldürülenler de vardır. Bazı köylerde masum halkı camilerde toplayıp yakmışlardır. Sırığa geçirdikleri körpe çocukları sokaklarda gezdirdikleri görülmüştür.

Yunanlılar bazı köylerde daha önceden pencereleri örülmüş evlerde insanları toplayarak ateşe vermiştir. Kadın erkek fark etmeksizin bu evlerde masum insanlar diri diri yakılmıştır. Birinci Dünya Savaşına katılmadığı halde İtilaf devletleri, Yunanistan’ın Batı Anadolu’yu işgal etmesine müsade etmiştir.

Megali İdea’yı gerçekleştirmek isteyen Yunanistan, işgal ettiği yerlerde yaşayan Türk halkına tam bir soykırım siyaseti uygulamıştır. İşgalden önce Rum çetelerinin insanlık dışı eylemleri, işgal sonrası şiddetlenerek devam etmiştir. İşgal edilen yerlerde yaşayan halkın büyük bir kısmı, hayatta kalabilmek için göç etmek zorunda kalmıştır.

İşgale uğrayan bölgelerde yaşanan Yunan Mezalimi tüm Anadolu’da büyük tepkilere yol açmış ve Türk Milli Mücadele rûhunun güçlenmesini sağlamıştır. Bu hususta Mustafa Kemal Paşa, “İzmir hâilesinden sonra idi ki, milletimiz hakikaten mütehassis ve mütenebbih oldu ve derin uçuruma sürüklendiğini idrak etti ve onu müteâkip hukûkunu muhafazaya bizzat karar verdi.” demiştir.

Büyük Taarruz’dan İzmir’in kurtarılmasına kadar Anadolu’da insanlık dışı uygulamalarla işgali gerçekleştiren Yunanistan, müttefiklerinin her türlü yardım ve desteğine rağmen bağımsızlık savaşı karşısında unutulmayacak bir yenilgi alarak çekilmek zorunda kalmıştır.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....