18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Kadın Hakları ve Atatürk

Tarihin derinlikleri incelendiğinde kadını hor görüp aşağılayan eylem ve görüşlerin varlığına rastlamak mümkündür. Tarihsel süreçte din adamları kadını rencide ederek ‘şeytan aracı’, ‘günahın sembolü’ olarak lanse etmişlerdir.

Özellikle Arap toplumunda kadınının diri diri gömüldüğü, erkeğin istediği kadar kadınla evlenebildiği, ticaret metası gibi alım-satım faaliyetlerinde kullanıldığı görülmektedir.

Müslümanlığın yayılması sürecinde kadın İslamiyetle bağdaşmayan yanlış yorum, adetler nedeniyle ikinci sınıf insan muamelesi görmüştür. Din kuralları yanlış değerlendirilerek kadınlar aleyhine yorumlar getirildi. Kadınların eğitilmesinde yaşanan eksiklikler, sosyal yaşantının dışına itilmesi ve peçe ardına hapsedilmesi toplum yaşantısında geri planda kalmasına sebebiyet vermiştir.

20’nci yüzyıla kadar erkeğin bir çok kadınla evlenebilmesi, kadının iradesi dışında temsili evliliklerin varlığı, kız çocuğun mirasta erkek çocuğa göre yarım hisse sahibi olması, mahkemede kadın şahidin ifadesinin erkeğe göre yarım değerde olması gibi kadın-erkek eşitliğine aykırılık teşkil eden uygulamalara rastlamak mümkündür.

Rönesanstan sonra Avrupa’nın hızlı gelişimi Osmanlı aydınları tarafından irdelendi. Sonuç olarak kadın eğitiminin eksik olduğu ve özgürlükten yoksun olduğu görüşüne varıldı. Şinasi ‘Şair Evlenmesi’ adlı eserinde görücü usulü evliliği eleştirmiştir. Çok kadınla evliliği eleştiren Ahmet Mithat saldırıya uğradı. Namık Kemal kadın haklarını savunan yazılarını gazetede yayımladı.

İkinci meşrutiyetin getirmiş olduğu özgürlük ortamında Halide Edip Adıvar ‘Kadınların Yükselmesi’ derneğini kurmuştur. Romanlarında kadın-erkek eşitliği ve hor görülen kadınların dramını işlemiştir.

Birinci Dünya Savaşı esnasında çıkarılan kanun gücünde kararname ile erkeğin ikinci bir kadınla evlenmesi halinde ilk evlendiği kişiye boşanma davası açma hakkı tanıyordu. Ayrıca kadına sözleşme ile evlenme esnasında ‘tek evliliği’ şart koyma hakkı tanıyordu.

Bu kararnameye tabi olmayan kendileri için özel hüküm bulunan diğer din adamları ve bağnaz çevrelerin rahatsızlıkları sonucu işgal kuvvetleri tarafından 1918 yılında rafa kaldırıldı.

Mustafa Kemal Atatürk, ülke ve dünyada gelişen tüm olayları hassasiyetle takip etmiş çözüm yöntemlerini aklında şekillendirmiştir. Kadının ikinci sınıf insan statüsünden kurtarılması ve bu yönde kesin kurallar koyulması gerektiğine inanmıştır.

Atatürk kadının toplumdaki yerinin erkeklerle aynı olduğunu ve Avrupalı kadınlardan hiçbir farkının olmadığını konuşmalarında vurgulamıştır. 

4 Nisan 1926’da kabul edilen Medeni Kanun ile;

-Erkeğin birden fazla kadınla evlenme hakkı kaldırıldı.

-Evliliğin hukuki olması için resmî nikah şart koşuldu. İstenmesi halinde daha sonra dini nikah yapılabilirdi.

-Çok küçük yaşta evliliğin önüne geçebilmek için yaş sınırı getirildi.

-Temsil yoluyla evlilik yasaklandı.

-Boşanma hakkı kadın içinde bir hak olarak sayıldı. Her iki tarafın iradesi hakim tarafından verilecek kararla sonuçlanacaktı.

-Boşanma halinde çocuk ve kadının hakları güvence altına alındı.

-Miras hukunda cinsiyet ayrımı kaldırıldı.

Avrupa, Amerika başta olmak üzere kadının seçme, seçilme hakkı yokken, Türkiye’de belediye ve milletvekili seçimlerinde kadına siyasi hakları verildi. O dönemde Atatürk’ün kadınlara bu hakkı sağlamasının kıymeti günümüzde çok iyi fark edilmektedir.

Medeni Kanunun hayata geçirilebilmesi dini temeller yerine Laik bir Cumhuriyet yönetimi ile sağlanabilirdi. Aksi halde dini siyasete alet eden kesimler tarafından kadınlara sağlanan bu haklardan yoksun bırakılmaları gerektiği bir Peygamber emri olduğu iddia edilebilirdi.

Kesin koyulan kanunlarla kadınlara eşitliği getiren hukuk sisteminin Laik temellere oturtulması Atatürk’ün vizyonu, kararlılığı, ileri görüşlülüğü sayesinde olmuştur. Türk Kadını, gençler bunun bilincinde olmalı ve Atatürk’ün bıraktığı bu mirasa her daim sahip çıkmalıdır.

Kadın Hakları ve Atatürk

Kadınlarımız erkek tekelinde bulunan meslekler dahil toplumda her mesleği başarıyla ifa edebilecek seviyeye gelmiştir. Burda kırsal kesimlerde zorunlu olan ilköğretimden sonra kızların okutulması için daha fazla gayret etmek gerekir.

Medeni Kanun sayesinde aile birleşimlerinin daha sağlıklı olması hedeflenmiş ve toplum tarafından benimsendiği gözlemlenmiştir. Ancak bu kanun kapsamı dışında gerçekleşen evliliklerin bittiği söylenemez. Dini nikah yapılmadan önce mutlaka resmî nikah yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir. Böylece çok eşliliğin önüne geçilmiş olur.

Atatürk’ün kadınların toplumda eşit haklara sahip olması yönünde almış olduğu tedbirleri yıllar sonra Avrupalıların İnsan Hakları Sözleşmesi ve anayasalarında görmek mümkündür.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 10’a göre; Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Yani Devlet, ana ve çocuğun korunmasını sağlamakla mükelleftir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm zorluklara rağmen kadın eşitliği, hakları konusunda yaptığı reformları korumak zorundayız. Kadınlara sağlanan bu hakları elde edemeyen dünyada milyonlarca kadın vardır. Atatürk ilkelerine sahip çıkmak ve onu asimile etmeye çalışanlara haddini bildirmek vazifemizdir.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....