Kadın Hakları

Kadın Hakları, Atatürk’ün kadınlara verdiği önem sayesinde kadını hor görüp aşağılayan eylem ve görüşlerin varlığına son verilmiştir. Tarihsel süreçte din adamları kadını rencide ederek ‘şeytan aracı’, ‘günahın sembolü’ olarak lanse etmişlerdir.

Arap Toplumunda Kadın Hakları

Özellikle Arap toplumunda kadınının diri diri gömüldüğü, erkeğin istediği kadar kadınla evlenebildiği, ticaret metası gibi alım-satım faaliyetlerinde kullanıldığı görülmektedir.

Müslümanlığın yayılması sürecinde kadın İslamiyetle bağdaşmayan yanlış yorum, adetler nedeniyle ikinci sınıf insan muamelesi görmüştür. Din kuralları yanlış değerlendirilerek kadınlar aleyhine yorumlar getirildi. Kadınların eğitilmesinde yaşanan eksiklikler, sosyal yaşantının dışına itilmesi ve peçe ardına hapsedilmesi toplum yaşantısında geri planda kalmasına sebebiyet vermiştir.

20’nci yüzyıla kadar erkeğin bir çok kadınla evlenebilmesi, kadının iradesi dışında temsili evliliklerin varlığı, kız çocuğun mirasta erkek çocuğa göre yarım hisse sahibi olması, mahkemede kadın şahidin ifadesinin erkeğe göre yarım değerde olması gibi kadın-erkek eşitliğine aykırılık teşkil eden uygulamalara rastlamak mümkündür.

Rönesans Sonrası Kadın Hakları

Rönesanstan sonra Avrupa’nın hızlı gelişimi Osmanlı aydınları tarafından irdelendi. Sonuç olarak kadın eğitiminin eksik olduğu ve özgürlükten yoksun olduğu görüşüne varıldı. Şinasi ‘Şair Evlenmesi’ adlı eserinde görücü usulü evliliği eleştirmiştir. Çok kadınla evliliği eleştiren Ahmet Mithat ise saldırıya uğramıştır. Namık Kemal kadın haklarını savunan yazılarını gazetede yayımladı.

İkinci meşrutiyetin getirmiş olduğu özgürlük ortamında Halide Edip Adıvar ‘Kadınların Yükselmesi’ derneğini kurmuştur. Romanlarında kadın-erkek eşitliği ve hor görülen kadınların dramını işlemiştir.

Birinci Dünya Savaşı esnasında çıkarılan kanun gücünde kararname ile erkeğin ikinci bir kadınla evlenmesi halinde ilk evlendiği kişiye boşanma davası açma hakkı tanıyordu. Ayrıca kadına sözleşme ile evlenme esnasında ‘tek evliliği’ şart koyma hakkı tanıyordu.

Bu kararnameye tabi olmayan kendileri için özel hüküm bulunan diğer din adamları ve bağnaz çevrelerin rahatsızlıkları sonucu işgal kuvvetleri tarafından 1918 yılında rafa kaldırıldı.

Mustafa Kemal Atatürk, ülke ve dünyada gelişen tüm olayları hassasiyetle takip etmiş çözüm yöntemlerini aklında şekillendirmiştir. Kadının ikinci sınıf insan statüsünden kurtarılması ve bu yönde kesin kurallar koyulması gerektiğine inanmıştır.

Atatürk kadının toplumdaki yerinin erkeklerle aynı olduğunu ve Avrupalı kadınlardan hiçbir farkının olmadığını konuşmalarında vurgulamıştır.

Kadın Hakları ve Medeni Kanunu

4 Nisan 1926’da kabul edilen Medeni Kanun sayesinde;

  • Erkeğin birden fazla kadınla evlenme hakkı kaldırıldı.
  • Evliliğin hukuki olması için resmî nikah şart koşuldu. İstenmesi halinde daha sonra dini nikah yapılabilirdi.
  • Çok küçük yaşta evliliğin önüne geçebilmek için yaş sınırı getirildi.
  • Temsil yoluyla evlilik yasaklandı.
  • Boşanma hakkı kadın içinde bir hak olarak sayıldı. Her iki tarafın iradesi hakim tarafından verilecek kararla sonuçlanacaktı.
  • Boşanma halinde çocuk ve kadının hakları güvence altına alındı.
  • Miras hukunda cinsiyet ayrımı kaldırıldı.

Avrupa, Amerika başta olmak üzere kadının seçme, seçilme hakkı yokken, Türkiye’de belediye ve milletvekili seçimlerinde kadına siyasi hakları verildi. O dönemde Atatürk’ün kadınlara bu hakkı sağlamasının kıymeti günümüzde çok iyi fark edilmektedir.

Medeni Kanunun hayata geçirilebilmesi dini temeller yerine Laik bir Cumhuriyet yönetimi ile sağlanabilirdi. Aksi halde dini siyasete alet eden kesimler tarafından kadınlara sağlanan bu haklardan yoksun bırakılmaları gerektiği bir Peygamber emri olduğu iddia edilebilirdi.

Kesin koyulan kanunlarla kadınlara eşitliği getiren hukuk sisteminin laik temellere oturtulması Atatürk’ün vizyonu, kararlılığı, ileri görüşlülüğü sayesinde olmuştur. Türk Kadını, gençler bunun bilincinde olmalı ve Atatürk’ün bıraktığı bu mirasa her daim sahip çıkmalıdır.

Kadın Hakları ve Atatürk

Kadınlarımız erkek tekelinde bulunan meslekler dahil toplumda her mesleği başarıyla ifa edebilecek seviyeye gelmiştir. Burda kırsal kesimlerde zorunlu olan ilköğretimden sonra kızların okutulması için daha fazla gayret etmek gerekir.

Medeni Kanun sayesinde aile birleşimlerinin daha sağlıklı olması hedeflenmiş ve toplum tarafından benimsendiği gözlemlenmiştir. Ancak bu kanun kapsamı dışında gerçekleşen evliliklerin bittiği söylenemez. Dini nikah yapılmadan önce mutlaka resmî nikah yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir. Böylece çok eşliliğin önüne geçilmiş olur.

Atatürk’ün kadınların toplumda eşit haklara sahip olması yönünde almış olduğu tedbirleri yıllar sonra Avrupalıların İnsan Hakları Sözleşmesi ve anayasalarında görmek mümkündür.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 10’a göre; Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Yani Devlet, ana ve çocuğun korunmasını sağlamakla mükelleftir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm zorluklara rağmen kadın hakları, eşitliği konusunda yaptığı reformları korumak zorundayız. Kadınlara sağlanan bu hakları elde edemeyen dünyada milyonlarca kadın vardır. Atatürk ilkelerine sahip çıkmak ve onu asimile etmeye çalışanlara haddini bildirmek vazifemizdir.

Milli Mücadele’de Türk Kadını

Kurtuluş savaşı yıllarında Anadolu Kadını kararlı mücadele ile kendi kabuğundan sıyrılarak milli hedef doğrultusunda kahramanca mücadele etmiştir.

Milli mücadeleye katkıları cephede savaşmakla kalmamış yurdun dört bir yanında miting düzenleyerek işgal ordularını hedef almışlardır. İşgal kuvvetlerinin lider ve eşlerine her miting sonrası protesto telgrafları gönderilmiştir. Türk kadınının bu cesaret verici davranışı ordunun moral-motivasyonun artmasına, tüm kadınların bilinçlendirilmesine ve Milli Mücadelenin kazanılmasına doğrudan katkı sağlamıştır.

Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti sayesinde örgütlenen kadınlarımız siyasi fikirleriyle ülkenin kurtarılmasına destek vermişlerdir. Kurulan bu cemiyet sayesinde Milli Mücadeleye kadınlar tarafından kitlesel destek sağlanmıştır. Ayrıca Cumhuriyet döneminde kurulan ve kadın haklarını savunan cemiyetleride cesaretlendirmiştir.

Atatürk ve silah arkadaşları Milli Mücadele döneminde Türk Kadının desteğini her zaman arkalarında hissetmiştir. Atatürk Türk Kadının bu kahramanlığını her fırsatta dile getirmekle kalmamış vefa borcu olarak gördüğü bu durumu Cumhuriyet döneminde Kadın Haklarına öncelik ve özel önem vererek ödemiştir.

Atatürk, 23 Mart 1918 tarihinde gitmiş olduğu Konya’da Türk Kadını için şu ifadeleri kullanmıştır.

“Son senelerin İnkılap hayatında hummalı fedakârlıklarla mahmul mücadele hayatında, milleti ölümden kurtararak hulasa ve istiklale götüren, azm-ü faaliyet hayatında her ferdi milletin mesaisi, gayreti, himmeti, fedakârlığı sebkeylemiştir. Bu meyanda en ziyade tebcil ile yad ve daima şükran ile tekrar edilmek lazım gelen bir himmet vardır ki, o da Anadolu kadınının ibraz etmiş olduğu çok ulvi, çok yüksek, çok kıymetli fedakarlıktır. Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin kabiliyeti hapyatiyesini tutan hep kadınlarımızdır. Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, mahsulatı pazara götürerek paraya kalbeden, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber, sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur-kış-sıcak demeyip, cephenin mühümmatını taşıyan hep onlar, hep o ulvi, o fedakâr, o İlahi Anadolu kadınları olmuştur”.

Atatürk yurt içi gezilerinde yapmış olduğu konuşmalarında kadın-erkek eşitliğinin kalkınmada en büyük etken olduğu, kadınlarında erkekler gibi toplumun her alanında söz sahibi olması gerektiğine vurgu yapmıştır. 1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat kanunu ile kadınlarında erkekler gibi eşit öğrenim hakkına kavuşması sağlanmıştır. 17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun ile kadının erkek karşısında itibarı verilmiştir. 5 Aralık 1934 tarihinde gerçekleştirilen milletvekili seçimlerinde kadınlara seçme seçilme hakkı tanınmıştır.

Fatma Seher Hanım (Kara Fatma)

Cephede Türk Kadını

1877-78 Osmanlı-Rus harbinde Kara Fatma ve Nene Hatun, Aziziye tabyalarında kahraman diğer kadınlarla tüm dünyaya örnek teşkil edecek mücadele vermişlerdir. Erzurumlu Yusuf Ağanın kızı Fatma Seher Hanım Kara Fatma lakabıyla tarihe geçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk tarafından ülkenin dört bir yanında çarpışan bu kahraman kadına Kara Fatma ismi verilmiştir. Üsteğmenliğe kadar terfi eden Kara Fatma’nın kızının iki parmağı savaş esnasında kopmuştur. 1955 yılında hayatını kaybeden kahraman kadınımız kendisine bağlanan emekli maaşını Kızılay’a bağışlamıştır.

Halide Edip Adıvar

Buhran döneminde Amerikan mandasını savunan Halide Edip Adıvar (Halide Onbaşı) 16 Ağustos 1921’de Milli Mücadele’ye yürekten inanmasıyla Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çekerek kahraman kadınların birlikte Garp cephesine tayin olmuştur. Bizzat cephede bulunmasından dolayı Kurtuluş Savaşı dönemini gözlemleyerek kaleme almıştır.

Cevap Bırakın

Please enter your comment!
Please enter your name here