Mustafa Kemal Atatürk Kemalist İdeolojinin Temel Nitelikleri

Kemalist İdeolojinin Temel Nitelikleri

-

9 Mayıs 1935’te Atatürk’ün katıldığı son Cumhuriyet Halk Partisinin Dördüncü Büyük Kurultayında, Cumhuriyet yönetiminin en iyi devlet biçimi olduğu kabul edilmekle birlikte, “devletin esas kuramı” başlıklı bölümde; “Türkiye; ulusçu, halkçı, devletçi, lâik ve devrimci bir Cumhuriyettir” şeklinde bir açıklama yapılmış ve Kemalist Cumhuriyetin temel nitelikleri ifade edilmiştir.

Türkiye’de uygulanan Cumhuriyet modelinin sadece devlet başkanlığına seçimle gelinen bir anlayışı yansıtmadığını, aynı zamanda Cumhuriyetin, Kemalizm’in ideolojisini oluşturan altı ilkesi çerçevesinde yorumlanması gerektiğine vurgu yapmak için önem arz etmektedir.

Kemalist İdeolojinin Temel Nitelikleri

Kemalizm; Sosyalizm, Faşizm, ve Liberalizmden farklı amaç ve özellikleri olan bir ideolojidir.

Kemalizm; başlangıçta sabit kalıplara dayandırılarak gerçekleştirilmemiştir. Başka bir deyimle, tarihsel bir alt yapısı olmakla birlikte, değişmez bir doktrine dayanan bir ideoloji değildir.

Kemalizm; Temel ilkelerden ödün vermeksizin ekonomik, siyasal ve toplumsal koşulların ve gereksinimlerin değişmesiyle ortaya çıkan problemlerin, bilimsel bir anlayışla çözümlenmesini öngörmektedir.

Kemalizm; Batı uygarlığının Rönesans, Reform, Aydınlanma ve
Sanayi Devrimleri ile izlediği süreçte, bu uygarlığın üzerinde yükseldiği değerlerin önemli bir bölümünü düşünsel temel alan bir ideolojidir.

Kemalizm; ulusal ve evrensel nitelikleri olan anti-emperyalist bir ideolojidir. Salt sömürgeciliğe karşı çıkmakla birlikte, bütün ezilen ulusların yanında yer alınmasını öngörür. Başka bir tabirle Kemalizm; “ulusal kurtuluş eylemlerini gerçekleştirmemiş uluslar için bir ideal ve ideoloji kaynağı olarak” gösterilebilir.

Kemalizm, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir seçenek olarak kabul edilebilir. Maurice Duverger’in de vurguladığı gibi; “Kemalizm, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa rejimlerinde bulunmayan nitelikleri ile Marxsizm’in gerçekten alternatifidir”.

Yine Duverger’in anlatımıyla Kemalizm; “İkinci Dünya Savaşı’na kadar Türkiye çapında değerlendirilmiş. 1945’ten sonra tüm Dünya’ya örnek teşkil edecek değer kazanmıştır. Bu tarihten sonra “Kemalizm, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp, politik bir sisteme önderlik etmeye başlamıştır”. Başka bir ifade ile 1945 yılına kadar ulusal yanı öne çıkarılan Kemalizm’in, bu tarihten sonra evrensel niteliği olduğu Batılı bilim insanlarınca da kabul edilmeye başlanmıştır.

Kemalizm; sınıflar arasında çatışmaya değil, uzlaşmaya dayanarak, çağdaş demokrasinin gerçekleştirilmesini öngören bir düşünce sistemidir. Yalnızca seçen-seçilen ilişkisine dayanan çoğulcu bir anlayışı benimsememiştir.

Kemalizm; Aydınlanma Devrimi’nin amaçladığı, ancak çoğu kağıt üzerinde kalan doğal haklar kuramının büyük bir bölümünü, tarihsel ve toplumsal koşulların bütün engellemelerine karşın, önemli ölçüde Türkiye’de gerçekleştirmeyi başarmıştır.

Sonuç olarak Kemalizm’in; Mustafa Kemal Atatürk’ün, ulusal ve evrensel ideolojilerden yararlanarak yarattığı yeni bir bileşim olduğu, ulusal ve evrensel bağlamda bütün sömürge ve yarı sömürge konumundaki toplumlara örnek oluşturan, günümüzde ve gelecekte de varlığını sürdürecek özgün bir ideolojinin niteliklerini taşıdığı söylenebilir.

Cevap Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu Yazılarda İlgi ÇekiciTavsiye
Mutlaka Okumalısın