More

    Milli Egemenlik

    Atatürk, 22 Mayıs 1919 tarihli İstanbul Sadaret Makamına gönderdiği raporda şöyle demiştir: “Millet yekvücut olup hâkimiyet esasını, Türklük duygusunu hedef ittihaz etmiştir.” Buradaki hâkimiyetten kasıt millet egemenliğidir.

    İrâde-i Milliye

    Atatürk’ün, 9’ncu Ordu Müfettişi olarak imzaladığı ve İstanbul hükümetinin hiçbir vasfının kalmadığını belirttiği Amasya genelgesinin özünde: “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” sözü vardır.

    23 Temmuz 1919’da toplanan ve Sivas Kongresine bir hazırlık çalışması olan Erzurum Kongresinde “Kuva-yı Milliyeyi âmil ve irade-i milliyeyi hâkim kılmak esastır” kararı alınmıştır. Manda ve Himayenin kesinlikle kabul edilemeyeceği ulusal bağımsızlığın zorunluluk olduğu vurgulanmıştır.

    Mondros Ateşkes antlaşması kapsamında Türk toprağının parçalanamayacağı ve milli sınır kavramı üzerinde durulmuştur.

    Milli egemenlik ilkesi gereğince padişah, halife, şeyhülislam kavramları kaldırılarak teokratik düzen yerine kayıtsız şartsız ulus egemenliğine dayanan laik bir Cumhuriyet kurulmuştur.

    Cumhuriyetin birinci niteliği Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünde vücut bulmuştur. Egemenliğin kaynağı millet ve milletin temsilcisi de Meclis olmuştur.

    Yeni Türkiye Devlet yapısının ruhu milletin kayıtsız şartsız egemenliğidir. Bu ilke devletin nezdinde milletin söz sahibi olmasını sağlamış ve milletin kendi geleceğini şekillendirmesine imkan vermiştir.

    Mustafa Kemal Atatürk sayesinde milli egemenlik kavramı Türk devlet yapısına ilk defa girmiş ve yerleşmiştir. Atatürk’e göre, millete efendilik yoktur, hadimlik vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.

    Son Makaleler

    İlgili Yazılar

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz