Ana Sayfa Tarih Milli Mücadele’de Türk Kadını

Milli Mücadele’de Türk Kadını

0

Kurtuluş savaşı yıllarında Anadolu Kadını kararlı mücadele ile kendi kabuğundan sıyrılarak milli hedef doğrultusunda kahramanca mücadele etmiştir.

Milli mücadeleye katkıları cephede savaşmakla kalmamış yurdun dört bir yanında miting düzenleyerek işgal ordularını hedef almışlardır. İşgal kuvvetlerinin lider ve eşlerine her miting sonrası protesto telgrafları gönderilmiştir. Türk kadınının bu cesaret verici davranışı ordunun moral-motivasyonun artmasına, tüm kadınların bilinçlendirilmesine ve Milli Mücadelenin kazanılmasına doğrudan katkı sağlamıştır.

Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti sayesinde örgütlenen kadınlarımız siyasi fikirleriyle ülkenin kurtarılmasına destek vermişlerdir. Kurulan bu cemiyet sayesinde Milli Mücadeleye kadınlar tarafından kitlesel destek sağlanmıştır. Ayrıca Cumhuriyet döneminde kurulan ve kadın haklarını savunan cemiyetleride cesaretlendirmiştir.

Atatürk ve silah arkadaşları Milli Mücadele döneminde Türk Kadının desteğini her zaman arkalarında hissetmiştir. Atatürk Türk Kadının bu kahramanlığını her fırsatta dile getirmekle kalmamış vefa borcu olarak gördüğü bu durumu Cumhuriyet döneminde Kadın Haklarına öncelik ve özel önem vererek ödemiştir.

Atatürk, 23 Mart 1918 tarihinde gitmiş olduğu Konya’da Türk Kadını için şu ifadeleri kullanmıştır.

“Son senelerin İnkılap hayatında hummalı fedakârlıklarla mahmul mücadele hayatında, milleti ölümden kurtararak hulasa ve istiklale götüren, azm-ü faaliyet hayatında her ferdi milletin mesaisi, gayreti, himmeti, fedakârlığı sebkeylemiştir. Bu meyanda en ziyade tebcil ile yad ve daima şükran ile tekrar edilmek lazım gelen bir himmet vardır ki, o da Anadolu kadınının ibraz etmiş olduğu çok ulvi, çok yüksek, çok kıymetli fedakarlıktır. Kimse inkar edemez ki, bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin kabiliyeti hapyatiyesini tutan hep kadınlarımızdır. Çift süren, tarlayı eken, ormandan odunu, keresteyi getiren, mahsulatı pazara götürerek paraya kalbeden, aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber, sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur-kış-sıcak demeyip, cephenin mühümmatını taşıyan hep onlar, hep o ulvi, o fedakâr, o İlahi Anadolu kadınları olmuştur”.

Atatürk yurt içi gezilerinde yapmış olduğu konuşmalarında kadın-erkek eşitliğinin kalkınmada en büyük etken olduğu, kadınlarında erkekler gibi toplumun her alanında söz sahibi olması gerektiğine vurgu yapmıştır. 1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat kanunu ile kadınlarında erkekler gibi eşit öğrenim hakkına kavuşması sağlanmıştır. 17 Şubat 1926’da kabul edilen Medeni Kanun ile kadının erkek karşısında itibarı verilmiştir. 5 Aralık 1934 tarihinde gerçekleştirilen milletvekili seçimlerinde kadınlara seçme seçilme hakkı tanınmıştır.

Cephede Türk Kadını

Fatma Seher Hanım (Kara Fatma)

1877-78 Osmanlı-Rus harbinde Kara Fatma ve Nene Hatun, Aziziye tabyalarında kahraman diğer kadınlarla tüm dünyaya örnek teşkil edecek mücadele vermişlerdir. Erzurumlu Yusuf Ağanın kızı Fatma Seher Hanım Kara Fatma lakabıyla tarihe geçmiştir. Mustafa Kemal Atatürk tarafından ülkenin dört bir yanında çarpışan bu kahraman kadına Kara Fatma ismi verilmiştir. Üsteğmenliğe kadar terfi eden Kara Fatma’nın kızının iki parmağı Kocaeli’deki savaş esnasında kopmuştur. 1955 yılında hayatını kaybeden kahraman kadınımız kendisine bağlanan emekli maaşını Kızılay’a bağışlamıştır.

Halide Edip Adıvar

Buhran döneminde Amerikan mandasını savunan Halide Edip Adıvar (Halide Onbaşı) 16 Ağustos 1921’de Milli Mücadele’ye yürekten inanmasıyla Mustafa Kemal Paşa’ya bir telgraf çekerek kahraman kadınların birlikte Garp cephesine tayin olmuştur. Bizzat cephede bulunmasından dolayı Kurtuluş Savaşı dönemini gözlemleyerek kaleme almıştır.

Henüz Yorum Yok

Cevap Yaz

Please enter your comment!
Please enter your name here

Exit mobile version