18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı büyük toprak kaybetmiştir.

Sanayi devriminden yararlanamayan Osmanlı Devleti, Balkanlar’ın kaybedilmesi ve Trablusgarp’ın İtalyanlara bırakılmasıyla ekonomik açıdan çöküntüye uğramıştır.

Sömürge devletlerinin güdümünde olan Osmanlı Devleti, Birinci Dünya savaşında Almanya’nın yanında İttifak devletleriyle savaşa dahil olmuştur. Savaşı kazanan İtilaf devletleri ile 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla ülkenin tapusu resmen yabancı devletlere bırakılmıştır.

Osmanlı Devleti himayesinde yaşayan azınlıkların isyan etme riski ve Mondros Ateşkes Antlaşmasının sonuçları endişe vericidir. Bu dönemde işgal kuvvetlerine karşı ufak çaplı direniş sergilenmiştir.

Atatürk Nutuk’ta bu hususa değinmiştir: “Muhasım devletler Osmanlı devlet ve memleketine maddeten ve manen tecavüz halinde; imha ve taksimata karar vermişler. Padişah ve halife olan zat, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükümeti de aynı halde. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan millet, zulmet ve müphemiyet içinde tecelliyata muntazırdır. Ordu ismi var cismi yok bir halde. Komutan ve subaylar karanlık felaket uçurumu kenarında dimağları çare-i halas aramakla meşgul.”

Mondros Antlaşmasının şartlarını kabullenmeyen Atatürk, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a hareket ederek Milli Mücadelenin ilk adımını atmıştır. İttifak devletlerine karşı Kuvay-i Milliye örgütü ve bazı cemiyetler vasıtasıyla silahlı direniş başlamıştır. Bunlarla birlikte Anadolu halkını örgütlemek ve direnişi geniş sahaya yaymak maksadıyla bir takım kongreler icra edilmiştir.

Atatürk’ün önderliğinde ilk Erzurum kongresi yapılmıştır. Müteakiben Erzurum kongresine nazaran daha az katılımın olduğu Sivas Kongresi yapılmıştır. Bu kongrede ülkenin geleceği hakkında çok önemli kararlar alınmıştır. En çok tartışılan konu ise Wilson İlkeleri çerçevesinde (manda ve himayeye bağlı kalmak suretiyle) Amerikan mandası fikrinin benimsenmesi olmuştur.

Sivas Kongresinin yapıldığı bina

Manda sistemi savaşı kaybeden devletlerin güçlü olan devletçe konulacak kaidelerle yönetilmesini esas kılar. Sivas Kongresinde bazı delegeler manda sistemi ile yönetilmeyi savunurken geri kalan kesim savaşarak bağımsızlığın elde edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Amerikan mandası altında batılılaşma sürecinin hızlı bir şekilde olacağına inanan bazı delegeler ayrıca bir heyet gönderilmesi talebinde bulunmuştur. Manda himayesinde vatan toprağının parçalanmayacağını düşünen delegeler Mustafa Kemal’e mandayı savunan telgraf göndermiştir.

Amerikan mandası isteğini dile getiren Vasıf Bey’in telgrafı: “Pek muhterem Paşam… Bir müzaherete ihtiyaç hissettiğimize, bunun da Amerikalılar tarafından ifasını lüzumlu gördüğümüze dair esbab-ı mucibeli rapor ve karar sureti meifuftur. Bununla beraber ben gerek Türklerde gerek Amerikalılarda kıymetli insanlardan taraftar bulan fikir ve kanaatimi hülasa edeceğim.”

Telgrafın son kısmında Osmanlı devleti himayesinde yaşayan azınlıkların manda sayesinde bağımsızlıklarını ilan etmelerinin endişe verici olduğunu belirtmiştir.

Atatürk, Halide Edip Adıvar’ın manda himayesine girilmesi gerektiğini savunan mektubuna Nutuk’ta yer vermiştir. Wilson ilkelerine güvenen Adıvar, halkın savaşlardan harap ve bitap düştüğünü dile getirmiş manda sayesinde rahat nefes alınacağını düşünerek ileride bağımsız bir devlet kurulacağını savunmuştur.

4 Eylül 1919 tarihinde Sivas Kongresi Atatürk tarafından açılmıştır. Manda himayesi ile ilgili husus 8 Eylül tarihinde kongrede ciddi tartışma konusu olmuştur. Kongrede süren konuşmalar neticesinde Rauf Orbay, “Binaenaleyh ittifak-ı ara ile böyle bir telgraf yazıp öyle bir heyet davet etmekte olmayı teklif ediyorum. Bu telgrafta kati karar verilmezden evvel memleketimize gelip bir kere hakikati görmelerini rica etmeliyiz. Bunu heyet-i aliyenize arz ediyorum.”diyerek Amerikan Senatosuna mektup yazılmasını sağlamıştır.

Bu tartışmalar esnasında Atatürk hep dinleyici pozisyonda (manda himayesi karşısında saf tutmuştur) bulunmuştur. Misak-ı Millinin filizlendiği ve topyekun mücadele kararının alındığı Sivas Kongresinde, gönderilen mektup Wilson hükümetinin değişmesi, Amerika tarafından heyet gönderilmemesi, Kurtuluş savaşının başlaması ile geçerliliğini yitirmiştir.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....