18.2 C
New York kenti
Perşembe, Ekim 22, 2020

Buy now

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına vesile olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurulmasına giden süreç incelediğinde manda ve himaye, bölgesel kurtuluş reçeteleri yerine Tam İstiklal görüşü benimsenerek Milli Mücadele ruhuyla mücadele başlamıştır.

Sivas Kongresi, 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında toplanan ulusal nitelikte bir kongredir. Bu zaman zarfında Temsil heyeti TBMM açılana kadar ciddi çalışmalar yapmıştır. Yeni Türkiye’nin geleceği için alınan kararların yanı sıra toplanma şekli, şartları ve katılımcıların özellikleri Sivas Kongresini özel ve önemli kılmıştır.

Atatürk ve Temsil Heyeti Sivas’ta

Sivas Kongresi tüm direniş hareketlerini organize etmesi sebebiyle bütünleştirici ve toparlayıcı olmuştur. Bütünleyici tavır Milli Mücadele Hareketinin lider kadrosunun azim ve kararlılığından doğmuştur. Delegelerin örgütlenme şekli ve cesaretleri takdire şayandır.

Sivas Kongresi Anadolu’da gerçekleşen işgallere karşı direniş hareketinin yanı sıra İstanbul dışında yeni bir iktidar merkezi olma özelliği taşır. Sivas Kongresine katılan delegelerin hepsi millet adına milleti temsilen yola çıkmışlardır.

İstanbul Hükümeti, Sivas Kongresine katılan delege ve temsil heyetinin tutuklanması ve dağıtılması için harekete geçmiştir.

Amasya Genelgesi

Mustafa Kemal, 25 Hazirana kadar Amasya’da kalarak 8 maddelik bir genelge yayımlamıştır. Amasya genelgesinin 5. maddesine göre Anadolu’nun en güvenli yeri olan Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır. Ayrıca 8. maddeye göre 23 Temmuz’da Erzurum’da yeni bir kongre yapılacağı bildirilmiştir.

Milli mücadele hareketinin lideri Atatürk, İngilizlerin talimatıyla 23 Haziran 1919 tarihinde görevinden alınmıştır. Yayınlanan genelgeye göre: “Mustafa Kemal Paşa büyük bir asker olmakla birlikte günün siyasetini pek bilmediği için, olağanüstü sayılacak vatanseverlik gayretine rağmen, yeni görevinde asla başarılı olamadı. İngiliz Olağanüstü Temsilcisi’nin istek ve ısrarıyla görevden alındı…”

3 Temmuz 1919’da halkın samimi karşılaması ile Atatürk Erzurum’a gelmiştir. Mustafa Kemal Erzurum’da yol arkadaşlarına ciddi bir konuşma yapmıştır.

Bu konuşmanın detayı: Millete önder olacakların, her ne pahasına olursa olsun amaçtan dönmemeleri, ülkede barınabilecekleri son noktada, son nefeslerini verinceye kadar, bu amaç uğrunda fedakarlığa devam edeceklerine daha işin başında karar vermeleri gerekir. Kalplerinde bu gücü duymayanların teşebbüse geçmemeleri elbette daha iyi olur. Çünkü, böyle bir durumda hem kendilerini, hem de ulusu aldatmış olurlar.

Bir de söz konusu görev, resmi makam ve üniformaya sığınarak el altından yapılamaz. Böyle bir tutum bir ölçüye kadar sürdürülebilir. Ama o dönem geçmiştir. Açıkça ortaya çıkmak ve milletin hakları adına yüksek sesle bağırmak ve bütün ulusun bu sese katılmasını sağlamak gerekir.

Benim görevden alındığıma ve her türlü sonuçla karşı karşıya bulunduğuma şüphe yoktur. Benimle açıktan açığa işbirliği yapmak, o sonuçları şimdiden kabullenmek demektir. Bundan başka söz konusu ettiğimiz durumun istediği adam, daha birçok bakımlardan da, mutlaka ben olabilecekmişim gibi bir iddia söz konusu değildir. Yalnız, herhalde, bu ülke çocuklarından birinin ortaya atılması zorunlu olmuştur. Benden başka bir arkadaş da düşünülebilir. Yeter ki, o arkadaş, bugünkü durumun gerektirdiği yolda yürümeyi kabul etsin.”

Harbiye nazırı Nazım Paşa 30 Temmuz 1919 tarihinde Atatürk ve Rauf Beyin tutuklanıp İstanbul’a gönderilmesi için Kazım Karabekir Paşaya emir vermiştir.

Erzurum Kongresi

Erzurum kongresinde alınan kararlar şunlardır:

1-Milli sınırlar içinde bulunan vatan parçaları bir bütündür. Birbirinden
ayrılamaz.

2-Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı (Osmanlı Hükümetinin dağılması halinde) millet topyekun kendisini savunacak ve direnecektir.

3-İstanbul Hükümeti, vatanı koruma ve istiklali elde etme gücünü göstermediği takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri milli kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa bu seçimi Heyet-i Temsiliye yapacaktır.

4-Kuvay-ı Milliyeyi tek kuvvet olarak tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.

5-Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak imtiyazlar verilemez.

6-Manda ve himaye benimsenemez.

7-Milli Meclisin derhal toplanması ve hükümetin yaptığı işlerin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışacaktır.

7 Ağustos’ta sona eren Erzurum Kongresinden sonra Atatürk, vatanın kurtulacağını şu cümlelerle Mazhar Müfit’e açıklar.

“Erzurum’da ve Kongrede gördüğüm samimiyet, mertlik, fedakarlık, azim ve iman beni çok cesaretlendirdi. Ülkemi kurtarmak yolunda cesaretimi arttırdı. Şu halde ihtirassız, yalnız vatan ve ülkenin kurtulmasını amaç edinen insanlar olarak çalışıyoruz. Allah koruyucumuzdur. Kesinlikle başaracağız.”

29 Ağustos 1919’da Atatürk ve Temsil Heyet-i Sivas’a hareket etmiş ve yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulana kadar görev yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Sivas kongresi, Erzurum kongresinde alınan kararlarının tüm ulusu kapsayacak şekilde olmasından ötürü önem kazanmıştır.

Bir cevap yazın

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Makaleler

İzmir’in Kurtuluşu

9 Eylül, Mondros Mütarekesiyle başlayan haksız işgal girişimlerine karşı Türk Milletinin bölgesel direnişinin, Yunan ordusunun İzmir’e çıkmasıyla topyekün mücadeleye dönüştüğü zaferin sembol...

Sivas Kongresi

Osmanlı Devletinin fiili olarak parçalandığı süreçte Balkan savaşı ve Birinci Dünya savaşının kaybedilmesi, Mondros Mütarekesinin ağır şartları Atatürk tarafından Milli Mücadelenin başlatılmasına...

Sivas Kongresi ve Amerikan Mandası

Sivas Kongresi öncesinde üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devletinin yeniliklere ayak uyduramaması Meşrûtiyet’in ilanıyla sonuçlanmıştır. Kırk yıl tahtta kalan Abdülhamid döneminde Osmanlı...

Atatürk’ün 5. Süvari Kolordusunu Teftişi

Büyük Taarruz öncesi Başkomutan Atatürk, Sovyet ve Azeri büyükelçi, askeri ataşelerle birlikte Sivrihisar, Çay, Akşehir, Ilgın, Konya’yı kapsayan cephe gezisi ve denetlemelerde...

Büyük Taarruzun Başarısı

26 Ağustos’ta Türk Milletinin var olma mücadelesi olarak tarihe geçen Büyük Taarruz taktik ve stratejik planlamasıyla tüm dünyadan gizli tutularak icra edilmiştir....