More

    Ulusal Siyaset ve İnkılâp

    Atatürk’ün kişiliğinde Ulusal Siyaset ve İnkılâp büyük önem arz etmektedir. Ona göre ulusal siyaset; Ulusal sınırlarımızın içinde, her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak, Ulus ve ülkenin gerçek mutluluğuna ve bayındırlığına çalışmak, gelişigüzel büyük emeller peşinde ulusu oyalamamak ve zararlandırmamak, Uygarlık dünyasından çağdaş ve insanca muamele, karşılıklı dostluk beklemek demektir.

    Sevr Antlaşması Kabul Edilemez

    Mustafa Kemal, İstanbul’un işgali ve 1920’de tebliğ edilen Sevr Antlaşması’nın kabul edilemez bir hareket olduğunu belirterek ulusal siyaset gereği tüm ülkede seferberlik hâli olduğunu ve bu yüzden birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmek lâzım geldiğini 8 Haziran 1920 tarihli kararla bütün yurda bildirmiştir. İstanbul’un işgali ile ilgili olarak Patrick Kinross’un hatıralarına şu ifadeler yansımıştır: İngilizlerin beyninde özellikle Misâk-ı Millî’nin kabulü ve ilânıyla birlikte Mustafa Kemal’in başarısı acil olarak Ulusal Hareketin zorla ele geçirilmesini gündeme getirdi. Anadolu’nun kanuna aykırı girişimleri onları ciddî olarak endişelendirdi. Ancak işlerini de o kadar zor görmüyorlardı. İşgal hareketlerine başladılar ve 16 Mart 1920 sabahının ilk ışıklarıyla İstanbul’u işgal ettiler.

    Cumhuriyet’i Şekillendiren İnkılâplar

    Yeni Türk Devletinin kuruluşunun baş özelliği inkılâpla kurulmuş olmasıdır. Dolayısıyla onu kuran lider de inkılâpçı bir liderdir. Atatürk, yeni kuracağı devletin bir inkılâp gibi şekillendiğine değinmiştir. Maksadım, İnkılâbımızın incelenmesinde tarihe kolaylık sağlamaktır demek suretiyle, bütün eylem ve eserleri bir inkılâp olarak görmekte ve değerlendirmektedir. Yine Atatürk, Nutuk’ta Efendiler, bu vaziyet karşısında bir tek karar vardı. O da hakimiyet-i milliyeye müstenit, bilakaydüşart müstakil yeni bir Türk devleti tesis etmek! diyerek devrimciliğini ve inkılapçılığını göstermiştir.

    Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal yalnız bir devlet kurucusu değildir, aynı zamanda kurduğu devleti Türk milletinin tarihî ve sosyal şartlarının gerekli kıldığı geliştirici sağlam temellere oturtmayı da ön planda tutmuş olan bir inkılâpçıdır.

    Atatürk geçmişle gelecek arasında, değiştirilmesi gerekenle, değişen düzen arasındaki geçişi başarıyla temsil edebilmiştir. Ona büyük sıfatını vermemiz bu tarihî davranışın anlamıdır. Yıldırım hızıyla değişen olaylar ve gelişen akımlar ortasında o, her sözü ve tutumuyla her zaman doyurucu ve gerçekçi kalmasını bilmiştir. Atatürk özgürlük hareketleri ve savaşları ile tarihimizde devirlerdir özlenen yapıcı insandır. Nitekim gerçek özlem budur.

    Bu ülkede karanlıktan, cahillikten, gerilikten ve batıdaki anlamı asla taşımayan muhafazakarlıktan kurtuluş yolunda iki yüz yıla yakındır türlü fikirler, akımlar ve atılışlar vardı. Hepsi de dağınık olan bu fikirleri ve enerjileri birleştirebilen tek kuvvet, Türk inkılâpçıları olmuştur, onların da lideri Atatürk’tür.

    Son Makaleler

    İlgili Yazılar

    CEVAP VER

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz